Film ve Dizilerde Görüntüleme – Netlik Derinliği :

Kategori: Kamera | 0

Film ve Dizilerde Görüntüleme

Netlik derinliği (Alan Derinliği – DEPTH OF FİELD) kameranın önünde yer alan bir sahnenin kabul edilebilir netlikte olan en yakın ve en uzak noktaları arasındaki mesafedir.

Eğer sığ bir netlik derinliği ile çalışırsanız konunun tümü net görüntü vermez.  Sahnenin önü ve arkası net olmayabilir. Bu da resmi bozan ön ve arka planların izole edilebilmesi için kullanılabilir.

Veya özel bir etki yaratmak için zaman zaman tercih edilebilen bir durumdur.

Netlik Derinliği fazla olan çekimlerde ön ve arka plan her ikisi de nettir.

Film ve Dizilerde Görüntüleme ’de bu tarz bir kamera efekt’i kullanımının anlatıma ve estetiğe büryük ölçüde katkısı vardır.

Konu – mercek mesafesi, merceğin odak uzunluğu, f-stop değeri netlik derinliğini etkileyen faktörlerdir.

Sabit bir obje mesafesi için mercek açıklığı küçüldükçe netlik derinliği artar, büyüdükçe azalır.

Odak uzunluğu fazla ise netlik derinliği küçüktür.

Kısa ise netlik derinliği fazladır.

Örneğin, geniş açı mercekler daha geniş netlik derinliğine sahiptir.

Telefoto mercekler ise kısa netlik derinliğine sahiptir.

  Film ve Dizilerde Görüntüleme – Netlik Derinliği’ni etkileyen faktörler:

  • Netlik derinliğini etkileyen dört faktör vardır; algılayıcının boyutu, netlik halkası üzerinde seçilen mesafe, objektifin odak uzunluğu, f stop değeri.
  • Kamera algılayıcısında kullanılan CCD’nin boyutu ne kadar büyükse netlik derinliği o kadar azalır.  2/3-inch boyutlu üç yongalı bir video kamera ile çekim yapıldığında netlik derinliğinin film kamerasına ve tek yongalı bir kameraya göre çok daha fazla olduğunu görülür.
  • 35mm film boyutuna sahip olan CCD ve CMOS yongalara sahip olan kameralar ile netlik derinliğini azaltmak olasıdır.
Film-ve-Dizilerde-Goruntuleme
Ön Plan Net Arka Plan Bulanık

 

Film-ve-Dizilerde-Goruntuleme-2
Ön Plan Bulanık Arka Plan Net

 

Film-ve-Dizilerde-Goruntuleme-3-
Ön ve Arka Plan Bulanık Orta Plan Net

 

Film-ve-Dizilerde-Goruntuleme-4.
Net Görüntü.

 

 

 

Senaryo ve Oyunculukta 4N1K ve İmgelem.

Kategori: Oyunculuk | 0

 

Senaryo ve Oyunculukta 4N1K

Yaşadıklarımız, duyduklarımız ve gördüklerimiz, bunlarla ilgili hayaller kurmamız, hayal gücümüzü geliştirir. İmgelem, var olmayan ya da olması olanak dışı şeyler oluşturmaktır. Bir oyunda diğer oyuncuyu öldüren kişi, asla karşısındakini öldürmemiştir. Benzer şekilde bir senaryoda bir karaktere cinayet işleten yazar olmayacak bir eylemden bahsetmiştir.

Bu bağlamda bir oyuncunun ve bir yazarın işlevi birbirine benzerlik kazanır. Her ikisi de yaratıcılık aşamasına gelindiğinde Senaryo ve Oyunculukta 4N1K yı kullanır.  Sonuçta her ikisi için de bir yaratıcılık söz konusudur.

 Oyuncu imgelem oluşturarak rolü gereği o insanı öldürebilmeli gerçek bir katil gibi davranış sergileyebilmelidir. Yazar da kâğıt üzerinde veya perdede gerçek bir katil yaratabilmelidir. İmgelemenin başarılı uygulanması, hayal gücünün etkin olmasına bağlıdır. Hayal gücünden yoksunluk oyuncunun veya yazarın kendine özgü yaratıcı gücünün gelişmemesine yol açar. Buna bağlı olarak başarı ve verimlilik asla gelmeyecek demektir.

Senaryo ve Oyunculukta 4N1K ve İmgelem derken hatırlamamız gereken Gözlem yapmanın imgelemenin en önemli olgusu olduğudur. Çevrede olup bitenleri, insanların karakter biçimlerini, olaylar karşısındaki tepki ve etkilerini çok iyi gözlemleyip bilinç altına yerleştirmek gerekir.

İmgelemin geliştirilmesi çalışmasında sorulması gereken beş soru, kesinlikle yanıtsız bırakılmamalıdır. Bu beş soru yaratıcılığın en gerekli unsurlarıdır. Başarı, soruların yanıtlarından algılanan durumları, kişilik özelliklerini ve yaşam biçimini role veya yaratılan karaktere uygulamaktan geçer.

Beş ana soru ve yanıtları, karakteri canlandırmada oyuncuya veya yazara, kesin başarı kazandırır. Şimdi bu beş ana soruyu ve açılımlarını inceleyelim.

Sorulması gereken sorular. Kim, nerede, ne zaman, nasıl, niçin?

  • NEREDE?

Hikayenin geçtiği ülke, şehir, bölge, mahalle, sokak, özel mekan. Yani hikâye veya tek bir olay nerede gerçekleşiyor?

  • NE ZAMAN?

Hikâyenin, zaman olarak geçtiği çağı, çağın özelliklerini, insanların karakter ve davranış biçimlerini incelemekle soruya yanıt aranır.

  • NASIL?

Kamera önünde ve sahnede uygulanacak eylemin nasıl ve ne tür davranış gerektirdiğini anlamaya çalışarak yanıt aranır. O kişi nasıl yürürdü? Nasıl otururdu? Vb.

  • NİÇİN?

Canlandırılacak kişiliğin amacının ne olduğunu zorlamak ve emelin amacını ortaya çıkarmak için yanıt aranır.

  •  KİM?

Canlandırılacak karakterin yaşamının ve yaşının kaç olduğunu, çevresi ve insan ilişkileri ile onlara nasıl davrandığını, mesleğini ve fiziksel yapısının nasıl olduğunu belirler. Bu önemli soruların yanıtlarına ilave olarak şunları da bağdaştırıp incelemeli ve yanıtını aramalıyız.

1 – Ben (Kendim). Bu rolü ben oynayacağım veya senaryoda karakteri ben yaratacağım. Ben, olarak gerekli yorumum ne olmalıdır.

2 – Ben (Deneyimim). Benim yaşam deneyimim bu uğraşa ne gibi bir katkıda bulunacaktır.

3 – Yaşım. Yaşımın gerektirdiği durumu yorumumun içinde nasıl kullanacağım.

4 – Geçmişim. Geçmişimin içindeki anımsadığım hayallerimi nasıl kullanabilirim.

Tüm bu sorulara alınacak yanıtlar rolün yorumunu veya karakterin yaratılmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.

 

 

 

 

Slow Motion – Yavaş Hareket

Kategori: Kamera | 0

Slow Motion 

Cinema – Sinema genel anlamı ile bir hikayenin düzenli aralıklarla parçalara bölünerek hareketli görüntüler haline dönüştürüldükten sonra  bu parçaların birbirine eklenmesi ile görsel olarak oluşturulup  perde veya ekranda izlenmesi olayıdır.

Bu hareketli görüntüler aslında fotoğraf karelerinden oluşur. 

Eğer biz bu kareleri belirli bir hızla gözümüzün önünden geçirirsek ( saniyede 24 kare) hareketli görünmeleri sağlarız.

Bu olay bir göz kusuruna dayanır. Göz hatırlama yapar yani retina tabakası üzerine düşen götrüntü hemen kaybolmaz bir süre kalır . Ve gözümüz bu birbiri üstüne eklenen bu kareleri hareketli görür.

24 kare/saniye normal çekim hızıdır.

Slow Motion günümüz sinemasında görüntüye özel bir görünüm kazandırmak amacıyla en çok kullanılan fotoğrafik tekniklerden biridir.

Slow Motion – Yavaş Hareket nedir ?

  • Bir sinema filmi resim karelerinden oluşan çekimler dizinidir. Her bir çekimde yer alan hikayenin o öznel anındaki karakterleri, dekoru ve hareketleri en iyi şekilde anlatabilmek için kameranın en doğru konumda olması gerekir.
  • Film üzerindeki görüntü boyutu teknik olarak kameranın konuya olan uzaklığı ve kullanılan objektifin odak uzunluğu ile belirlenir.
  • Shutter– Örtücü – Obtüratör. Pencerenin önünü açan ve kapayan bir perdedir.
  • Bu perde poz süresini, örneğin saniyede 24 kare olacak şekilde ayarlar. Bunun yanında değişik çekim hızları da vardır. Saniyede çekilen kare sayısı arttıkça çekim hızı da artıyor demektir.
  • 25 kare/sn – fps
  • 50 kare/sn
  • 240 kare/sn
  • 480 kara/sn
  • 1000 kare/sn

    Slow Motion – Yavaş Hareket nasıl yapılır.

  • Yüksek hızlı kameralarda hızlı çekim yapılır ve sonra çekilen bu görüntüler normal kare hızında 24 – 25 kare / saniye oynatılarak zaman daha yavaş akıyormuş gibi görünür.
  • Normal hızla çekilen görüntülerin daha yavaş hızla oynatılması ile. Bu yöntem daha ziyade anında gösterimin önemli olduğu video da kullanılır.
  • Günümüzde daha çok tercih edilen yöntem bu işin post prodüksiyonda bilgisayarlar tarafından digital olarak yapılmasıdır. Çekilen karelerin birbirine katılması ile yavaş hareket etkisi elde edilir. 

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins ve Işık

Kategori: Kamera | 0

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins

Ünlü Görüntü Yönetmeni Roger Deakins’in ışık kullanımındaki becerisini ve uyguladığı pratik yöntemleri ‘Blade Runner 2049’ üzerinden tartışmakta fayda var.

‘Blade Runner 2049’

Yönetmen: Denis Villeneuve

Görüntü Yönetmeni: Roger Deakins

Blade Runner Film Serisi

Senaryo: Hampton Fancher ve Michael Green.

Oyuncular: Ryan Gosling, Harrison Ford, Jared Leto, Robin Wright, Ana de Armas, Carla Juri, Mackenzie Davis, Edward James Olmos.

Bir devam filmi olan ‘Blade Runner 2049’ izleyiciyi ilk filmde anlatılan hikâyeden tam 30 yıl sonrasına götürüyor. Los Angeles Polis Departmanı’nda görev yapan Memur K. toplum yaşamını kaosa sokacak olan ve uzun zamandır saklı kalan bir sırrı açığa çıkartır. Korkunç bir felaketi önleyebilmesi için eski ödül avcısı Rick Deckard’ı bulması şarttır.

İngiliz asıllı 72 yaşındaki görüntü yönetmen Roger Deakins tam 15 kez Oscar’a aday gösterilmiş ve hep ünlü yönetmenlerle çalışmış çok başarılı bir isim. Bir dönem Ethan Coen, Joel Coen filmlerinin değişmez görüntü yönetmeni iken son dönemlerde Denis Villeneuve filmlerinin değişmez görüntü yönetmeni olmuş. Sam Mendes, Martin Scorsese de birlikte çalıştığı bazı diğer ünlü isimler. 2015 yılında Joel ve Ethan Coen’ in senaryosunu yazdığı, Angelina Joli’nin yönettiği “Unbroken – Boyun Eğmez” filminin görüntülerini çekmiş.

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins ‘in Oscar ödüllerine En Başarılı Görüntü Yönetimi Dalında aday olup da kazanamadığı filmler de yıllara göre sırasıyla şöyle;

Sicario (2016), Unbroken (2015), 

Prisoners (2014), Skyfall (2013), 

True Grit (2011), The Reader (2009), 

The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2008), 

No Country for Old Men (2008),

 The Man Who Wasn’t There (2002), 

O Brother, Where Art hou? (2001), 

Kundun (1998), Fargo (1997), 

The Shawshank Redemption (1995) 

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins, 2018 yılında altın Oscar heykelciğini ‘Blade Runner 2049’ ve 2019 yılında Sam Mendes’in yönettiği “1917” filmi ile nihayet evine götürmeyi başardı.

“Blade Runner 2049” Ridley Scott’un yönettiği ve artık bir kült klasiği konumundaki 1982 versiyonunun kara film tadını taşımakla beraber efekt teknolojisinin bu günkü konumunun bir nişanesi olurcasına fabrike edilmiş kadife yumuşaklığında saydam distopik bir gelecekte görüntüleniyor.

Gökyüzüne uzanan gökdelenlerin ve havada uçan arabaların görüntülerinin pekiştirdiği bu ortamda birçok filmin ana teması olan bir aşk hikayesinin duygusal kareleri de oyuncuların yakın plan çekimleri ile seyirciye taşınıyor.

Kamerayı da kendi kullanmayı seven Görüntü Yönetmeni Roger Deakins kendi tabiriyle “ürkütücü bir gerçeklik” yaratabilmek için karakterlerin çevresinde yer alan öğelerin mümkün mertebe az gösterilmesinden yana olduğunu söylüyor. Buna örnek olarak da Budapeşte’deki bir stüdyoda 1 milyon galonluk su tankında sadece araçtan gelen ışıkların ana ışık olarak kullanıldığı mini denizaltı sahnesinin çekimlerini veriyor. “Okyanusu göstermenize hiç gerek yoktu; sadece suyun yansımalarını ve çarpışmaya kadar olan sürede aracın soğuk renkli farlarını göstermeniz yeterliydi. Sonra aracın içinden gelen daha sıcak renkli ışık aksiyonun olduğu küçük alanı aydınlatsın tamam; karanlık tarafında sarılmış olmanın duygusu gerekli gerilimi yaratır.”

Filmde ARRI ALEXA XT Studio kameralar ve Master Prime objektifler kullanılmış. 

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins’in set aydınlatmalarına getirdiği bir yenilik ise, adeta onun imzası haline gelmiş olan, kendi buluşu “Ring Lights – Çember Işıklar”.

Bunlar tahtadan yapılmış büyük bir çembere 5 inch (12.5cm) aralıklarla yerleştirilmiş 200/300 watt halojen ampullerden oluşan basit sistemler. 

Veya üzerlerine 200 adet 75 watt’lık ev tipi ampul yerleştirilmiş altıgen şeklinde eş merkezli 5 adet alüminyum şeritten oluşabiliyor. 

En büyük altıgen 15 feet (4.5 mt) en küçüğü ise 3.5 feet (1 mt) genişliğinde.

Bu çember ışık sistemi bir motorun hareket ettirdiği zincir yardımıyla çekim yapılacak alanın tam merkezine tepeye yerleştiriliyor. Yerleştirildiği yüksekliğe göre değişse de genelde toplam ışık verimi yaklaşık 17kW civarında. Bir dimmer sistemi ile gerekirse ışık gücü %40 azaltılabiliyor.

Filmin bazı sahnelerinde- Jared Leton’un canlandırdığı Niander Wallace karakterinin ofisi- iki eş merkezli daireye yerleştirilen 256 ARRI 300-watt Fresnels lambalar kullanılmış. Kapaklar çıkarılarak lamba kafalarının birbirine temasları sağlanmış ve gökyüzünden süzülerek parlayan güneş ışığı ve gölgesi etkisi yaratılmış. 

Budapeşte’deki Origo ve Korda stüdyolarında yapılacak 90 günlük çekim için 9 haftalık bir hazırlık süresi yaşanmış ve çekimlerde 20 kişilik aydınlatma ekipleri ile çalışılmış.

 

 

 

2020’nin popüler kameraları.

Kategori: Teknoloji | 0

2020’nin popüler kameraları

İster hikâye anlatmak, ister müzik video, belgesel, web ürünleri, reklam, vlog veya seyahat blog’u gibi uygulamalar için görüntü çekmek isteyin günümüzde artık tüm bu işler için dijital kameraları kullanıyoruz.

Dijital teknoloji sayesinde artık meraklı herkes film çekebiliyor. En iyi kamera tanımı da arananlara göre- en iyi görüntü yakalama, fiyat avantajı, taşınabilirlik vs – değişen bir kavram. Bir tüketicinin çok iyi bulduğu bir kamerayı bir diğeri beğenmeyebiliyor.

Tüm kriterleri göz önüne aldığımızda 2020’nin popüler kameraları’ nın seçimi için aşağıdaki gibi bir kategorizasyon yapmak mümkün olabilir.

  • Her tür Sinematografi için iyi sonuç verecek bir kamera (Ortalama Fiyat)
  • Profesyonel Sinematografi için en iyi kamera (Yüksek Fiyat)
  • Hem sinemada hem de fotoğrafçılıkta kullanılacak bir kamera.
  • Sinematik Vlogging için en iyi kamera.
  • Sinematografiye girişte kullanılabilecek en uygun fiyatlı kamera.

The Blackmagic Pocket Cinema Camera 4K – Her tür Sinematografi için iyi sonuç veren bir kamera.

Orta kalitedeki birçok konsumer camcorder’ larla aynı fiyat seviyesinde olmasına rağmen bu kamera film yapımcıları için iyi bir seçim. BPCC4 60fps (kare/saniye) ile 120 fps hızında çekimle 4096×2160 DCI 4K kalitede tam – HD etkileyici görüntüler verebiliyor. Tam açıklıkta (full frame) sensor’ ü olmamasına rağmen  sığ netlik derinliği yakalamak mümkün.

Bu kamera ile çalışırken ne yaptığınızı çok iyi bilmeniz gerekir çünkü otomatik değil manuel ayarlanan bir kamera. Mamafih çok basit tasarlanan menü sistemi ile rahat çalışılan bir kamera. Çalışma sistemi DSLR kameralara benziyor sadece daha büyük düğmeleri ve kontrol üniteleri var. Gimbal Sabitleyiciye monte edilecek kadar hafif ve taşıması kolay.

Canon EOS C200 – Pro Bağımsız film yapımcıları için en uygun kamera.

2020’nin popüler kameraları’ ndan biri de Canon EOS C200.

En yüksek fiyat seviyesinde olan bu kamera sıraladığımız diğer kameralara nazaran Sinematografik kalite açısından “en ciddi” kamera. C200, DSLR ve Mirrorless (Aynasız) kameralarla çalışmanın artık tatmin etmediği tecrübeli sinematografır’lar için uygun bir seçim. Ama Red veya Arri kamera spesifikasyonları ile çalışmayı seçen büyük bütçeli yapımlardan ziyade bağımsız filmcilerin bir tercihi olabileceğini de belirtmek gerekir.

Geliştirilmiş Dual Pixel Auto Focus (Çift Pikselli Otomatik Netlik) sistemi ile birlikte gelen yüksek çözümlemeli CMOS sensor (ışık yakalayıcı) ile donatılmış. Dokunmaya duyarlı LCD ekran ile çalışırken ve gimbal üzeine yerleştirilmiş kameraya tek elle netlik ayarı sağlamaya yarayan bir sistem.

Fakat bu kameranın Sinematografır’lar tarafından en fazla beğenilen özelliği 60fps de 4K çekerken RAW bilgiyi dahili olarak kaydedebilmesi. Canon’un yeni geliştirdiği ve adına “Cinema RAW Light” dediği sıkıştırılmış bir RAW codec sayesinde mümkün olan bir özellik.

Sony Alpha 7III – Bir arada hem Sinematografi, hem Fotoğrafi için kullanılabilecek en iyi kamera.

Sony a7III tek pakette hem video hem de fotoğraf çekebilme özelliği arayan filmciler için ideal kamera. Tam açıklıklı ve 24 megapiksel sensor’a sahip bir kamera. Çerçeve boyunca otomatik yüz tanıma özelliğine sahip yüksek çözünürlüklü LCD ve elektronik bakaç ile donatılmış.

 

Nikon D3300 – Sinematografiye giriş için en uygun fiyatlı kamera.

Nikon D3300 fiyatının iki misli fiyata satılan kameralar kadar iyi kalitede hem fotoğraf hem de video çekme özelliğine sahip bir DSLR kamera. Sensor’u küçük olduğu için düşük ışık değerlerinde yakaladığı görüntü kalitesi zayıf. Ayrıca 2020’den önce piyasaya sunulmuş bir kamera. Yine de eğer akıllı telefon veya kompakt kameralardan uzaklaşmak isteyen bir yeni film yapımcısı iseniz bu fiyata ideal çözüm olabilir. Değiştirebilir Nikon objektifler ve tam manuel kontrol kameranın özellikleri.

Panasonic Lumix GH5 – Sinematik Vlogging için en iyi kamera.

Panasonic Lumix GH5 orta seviyede bir bütçe ile elde edilebilecek yüksek kaliteli sinematografi için ideal kamera. Küçük ve hafif. 4K video çekiyor ve dokunmatik ekran ve yüksek tanımlamalı elektronik bakacı var. Gövde stabilizasyonu çok yüksek ve Gimbal kullanmadan da elde çalışabilirsiniz. Panasonic’in Cine-D renk sistemi ile renk ayarlama yapabilirsiniz.

Temelde bir video kamera olmasına rağmen çok güzel fotoğraflar da çekebiliyor. Ayrıca çektiği video görüntülerden 18 megapixel fotoğraf kareleri de çıkarabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Panasonic Kutu Kamera – BGH1, Minnak ama Marifetli

Kategori: Teknoloji | 0

Panasonic Kutu Kamera

Panasonic Kutu Kamera – BGH1 Drone ve Çoklu Kamera aplikasyonlarında kullanılmak üzere üretilmiş bir kamera.
Panasonic firmasının GH serisi küçük kamera arayanların en fazla tercih ettikleri bir ürün serisidir.
Panasonic Kutu Kamera da bu serinin diğer kameraları gibi Micro 3/4 inch (MFT) boyutlu sensor (algılayıcı) ve objektif yuvasını (mount’u) kullanıyor. Bu boyuttaki algılayıcılar film kullananların alışkın olduğu Super 35mm görüntülerine en yakın görüntüler verebilen sensörler. MFT objektif yuvaları (mount’ları) PL ve EF mount camlara, doğal olarak MFT objektiflere kolaylıkla adapte olabildikleri için çok popülerler ve fiyatları makul düzeyde.

Panasonic Kutu Kamera – BGH1, bir yüzü objektif yuvası olan bir küp şeklinde bir kutu.

Diğer GH kameralarda olduğu gibi ele çok uyumlu ve kolay taşınabiliyor. Çok kompakt bir kamera. Böylece Drone ve Gimbal çalışmalarında olduğu gibi dar alanlara takılabiliyor. Bunun yanısıra elde ve omuzda taşınabiliyor.

BGH1 10-bit resolution’da (çözümlemede) 60fps (saniyede feet) çekimde maksimum cinema (4096) veya UHD (3820) 4K çözümlemesini verebiliyor.
HDMI üzerinden tam 4K 60fps, 10-bit resolution çıkış ve özel efektler için 3G SDI ayarlama ve video çıkışı verebiliyor.
Ethernet kablo ile güç, sinyali ve kontrol ayarlamaları yapabilmek mümkün.
Yeni “Panasonic LUMIX Tether” aplikasyonu sayesinde 12 adete kadar Panasonic Kutu Kamera – BGH1 ünitesini kontrol edebilmek mümkün.

13 Stop’luk Dinamik Alanı var.

Birçok still (Hareketsiz – Fotograf Makinesi) temelli kameraların, özellikle uzun video çekimlerinde, ısınması en büyük sorundu. Panasonic böyle uzun çekimlerde de kesintisiz kullanılmak üzere ısı problemi olmayan en küçük kamerayı yapmak istemiş. Bu amaçla dahili ısı dağıtım sisteminin yanısıra sistemi serin tutacak dahili bir fan da eklemiş.


En büyük eksiği ise bir monitörü olmaması. Bu kamera ile çalışmak isterseniz buna bir çözüm getirmeniz gerekebilir.


Son zamanlarda evden çalışarak film çekenlerin sayısının hayli arttığını düşünürsek “livestreaming – canlı akış” çalışmalarında kaliteli görüntüler verebilen Ethernet kablo arayazlü bir kameraya gereksinim duyulduğunda ideal ekipman olabillir.
Şu anda liste fiyatı: $1998.

Kamera Görüş Konumu Nedir? – Görsel Hikaye Anlatımındaki Önemi

Kategori: Kamera | 0

Kamera Görüş Konumu

Sinema, yönetmenin anlatacaklarını, bir görüntü aygıtı ile senaryonun getirdiği çizgide çeşitli Kamera Görüş Konumları’nı kullanarak gerçekleştirmesi demektir. Yani o yönetmenin, oyuncu-teknik eleman işbirliği ile, görüntüsel çalışmasının ve yorumunun bir anlamı vardır. Bu da bir yerde o yönetmenin öznel ‘dilini’ oluşturur.

Nesnel Kamera Görüş Konumu;

Nesnel kamera kenar bakış açısından kayıt yapar.

Seyirci sahneyi görünmeyen bir gözlemcinin gözlerinden izler.

Görüntülenen insanlar kameradan habersizdirler ve asla kameraya bakmazlar.

Belirli bir sahne o sahne içinde yer alan herhangi bir kişinin bakış açısından sunulmadığı için kişisel değildir.

Sinema da en fazla kullanılan Kamera Görüş Konumları’ndan biridir.

Nesnel bakış açısında hikaye – edebiyattaki 3. tekil şahıs gibi – dışarıdan bir gözlemci tarafından aktarılır. Sinemada nesnel bakış açısına ‘herşeyi bilen bakış açısı’ (omniscient point of viem) da denir. Burada seyirciler karakterin bilincini aşar, olayları daha geniş bir perspektiften izlerler.


Örneğin; karakterin bilmediği ve farkında olmadığı şeyleri ve durumları görürler.


Örneğin; Alejandro González Iñárritu’nun ”The Revenant – Diriliş”, 2015 ve “Bird Man – Cahilliğin Umulmayan Erdemi”, 2014 filmlerinde el kamerası ile yapılan uzun ve kesintisiz çekimler bu tip bakış açısını kullanır.
Senaryolarda hikayeler bir ya da daha fazla karakterin gözünden anlatırken belli yerlerde nesnel bakış açısı kullanılarak seyirciye büyük resim gösterilir. Aksiyon ve gerilim filmlerinde ana karakterin peşinden gelen adamları, uzay gemilerini ya da yaratıkları görürüz.

Filmlerde bakış açısı önemli bir konudur. Senarist de hangi bakış açısını ne zaman kullanacağına karar vermelidir. Seyirciler filmi izlerken bunların bilinçli olarak farkında değillerdir, ama senaristin bu konuda bilinçli davranmasını gerekir.


Öznel Kamera Görüş Konumu:

Öznel kamera sahneyi kişisel bir bakış açısından filme alır.

İzleyici ya film içindeki belirli bir kişi ile özdeşleşerek olayları onun gözünden izler ya da olaylara kendi başına etkin bir katılımcı olur.

Örneğin; kamera hız yapan bir otomobilin içine, düşen bir uçağın pilot kabinine, freni tutmayan bir trene yerleştirilerek seyircinin olaya dahil edilmesi ile izleyicinin heyecanı doruk noktasına çıkarılabilir. Böylece kamera filmi izleyen kişinin gözleri gibi davranarak dramatik etki büyük ölçüde arttırılır.

Filmlerde öznel bakış açısı (first person point of view – kahramanın görüş noktası), olaylara bir karakterin bulunduğu taraftan bakmak anlamına gelir.


Hemen hemen her sahnede olan karakteri takip eder, o ne yaşıyorsa biz de onu görürüz.

Böylelikle bir çocuğun, bir askerin, ya da bir fahişenin hayata bakışını ve duygularını anlar, onların deneyimlerine ortak oluruz.
“American Psycho”, 2000 de takıntılı bir işadamının giderek bir psikopata dönüşmesini izler, başından geçenlere onun bakış açısından tanık oluruz. Taxi Driver” ,1976 da yalnız bir taksi şoförünün yaşadığı dramatik olayları ve şehri onun gözünden takip ederiz.


Öznel bakış açısı bize karakterin bilinç durumunu yansıtır. Karakter paranoyak biriyse, filmdeki herşey paranoyakça gözükür. Kısaca dünyaya onun gözleriyle bakarız.
Öznel bakış açısı film içinde bir karakterden diğerine geçebilir. Böylece hikayeyi daha iyi anlar, olaylara farklı yönlerinden bakarız.
Örneğin;” Go”, 1999 filminde bir yılbaşında yaşanan olaylar üç bölümde anlatılır. Her bölümde farklı karakterlerin kendi yaşadıkları gösterilir.”Magnolia”, 1999 ve “Babel”, 2006 gibi filmlerde de bakış açılarının bu şekilde değiştirildiğini görüyoruz.

Nesnel bir kamera çekiminden birdenbire öznel kamera çekimine geçilirse seyircinin ilgisi de artar.

Örneğin; sahnede bir karakter belirdiğinde sahnenin nesnel kamera çekiminden bu kişinin gözlerinden yapılan öznel çekime geçildiğinde seyirci bu kişinin yerine geçerek artık onun gördüklerini görür ve aynı duyguları yaşar.

Bir bina, duvarda asılı bir tablo, bir odayı süsleyen mobilyalar gibi nesnelere bakan bir kameranın ardından bir karakterin yakın çekimi gelirse izleyici kendi gördüğü şeylerin oyuncunun gördüğü şeyler olduğunu düşünecektir.

Bir sahnedeki diğer oyuncular doğrudan kamera merceğine baktığında izleyici kendini kahramanın yerine koyarak tüm bu bakışların odak noktasında olacaktır

Öznel oyuncu nesnel bir çekim ile sunulduğunda ve kamera bu oyuncunun yerini aldığında seyircinin her şeyi onun gördüğü gibi görmesi gerekir.

Oyuncu her hareket ettiğinde kamera da benzer şekilde hareket etmelidir.

Örneğin oyuncu (kamera) bir odaya girebilir, biri ile konuşabilir, telefona bakabilir veya odadan çıkabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta o sahnedeki diğer oyuncuların herhangi bir aksiyon anında o oyuncuya bakarken kameraya bakmaları gerektiğidir.

Öznel kamera tekniği çok uzatılırsa – ana karakterin suratının görünmesini engellediği ve diğer oyuncuların konuşma ve eylemlerine verdiği tepkiyi göstermediği için – seyirci üzerinde sıkıcı bir etki yaratabilir.

Öznel kameranın dramatik filmlerde en başarılı kullanımı geriye dönüşler veya özel efektler tarzında nesnel çekimlerin arasına yerleştirilen çekimlerdir. Zira bu durumda izleyen kişi en yoğun kişisel ilişkiyi oluşturacak şekilde kendisini oyuncunun yerine koyar veya kameranın merceğini kendi gözü olarak görür.

Görüş Noktası Kamera Görüş Konumu:

Görüş noktası kamera açısında sahne belirli bir oyuncunun bakış açısından görüntülenir.

Bu kamera açısı öznel ve nesnel kamera açıları arasında bir konuma sahiptir.

Öznel çekimde kamera perdedeki oyuncunun yerini alırken, bu çekimde izleyici olayları belirli bir oyuncunun gözünden görmez sanki o oyuncunun yanında durup olaylara bakıyormuş gibi olur.

İki kişi karşılıklı konuşurken omuz üzerinden yapılan çekimlerde hem bu iki karakter arasındaki ilişki vurgulanır, hem de seyirci karakterlerin yanına taşınır.

Böylece izleyicinin olaya daha fazla katılımı sağlandığı gibi, seyircinin gözlediği karakter üzerinde de bir vurgu yapılmış ve o karakter daha üstün bir konuma taşınmış olur.

Görüş noktası çekimleri aynı zamanda bir nesnel kamera uygulaması olduğu için diğer oyuncular objektife baktığında izleyici irkilmez.

Bir öncesinde perde dışına bakan bir karakterin çekimi yer alan her çekim bir görüş noktası çekimi haline gelerek bu oyuncunun bakış açısından verilmiş olarak kabul edilebilir.

Digital Görüntüleme Nasıl Yapılır?

Kategori: Kamera, Teknoloji | 0

Digital Görüntüleme

Bir Digital video kamerada görüntü oluşabilmesi için objektiften geçerek kameraya giren ışığın “Işık Bölücü” de (Beam Splitter) beyaz ışığı oluşturan mavi, kırmızı, yeşil bileşenlerine ayrılarak oluşan farklı görüntülerin her rengin kendi alıcısına (receptor) aktarılması gerekir.

Digital kamerada kullanılan bu alıcılar renge değil sadece parlaklığa duyarlı olduğu için görüntünün önce mavi, yeşil ve kırmızı bileşenlerine ayrılması şarttır.

Digital 1

Bu ayrılım işlemi esnasında, oluşacak görüntüde kayıplar yaşanmaması için her ışık ışınının eşit miktarda hava ve cam ihtiva eden bir yol boyunca hareket etmesi gerekir. “Işık Bölücü” de kullanılan ve mat yüzeylerinde biri sadece mavi ışığı diğeri ise kırmızı ışığı yansıtan iki adet dikroik ayna’nın yer aldığı üç prizma birbirine yapıştırılmıştır.

Digital 3

“Işık Bölücü” ye giren beyaz ışık ilk önce mavi dikroik aynaya ulaşır ve ışığın mavi bileşenleri burada yansıyarak mavi ışık alıcıya ulaşır (A).

Işığın geriye kalan yeşil ve kırmızı bileşenleri bloktaki ikinci prizmaya gelirler. Burada yer alan dikroik aynada kırmızı bileşen yansıyarak kırmızı alıcıya yönlendirilir (B). Mavi ve kırmızı dikroik aynalardan yansırken yoluna devam eden yeşil bileşen ise üçüncü prizmadan geçerek yeşil alıcıya yönelir (C).

Digital 2

Digital kameralarda kullanılan Görüntü Algılayıcı (Image Sensor)

Görüntü Işık Bölücü Prizmada kırmızı , mavi ve yeşil elemanlarına ayrılıp her rengin kendi özel algılayıcı yongalarına gönderilir. Daha sonra  tekrar birleştirildiğinde orijinal renkli görüntüyü oluşturacaktır.

Görüntü algılayıcının (CCD) görevi optik görüntüyü elektronik olarak işlem görebileceği bilgi parçalarına bölmektir.

Her bir algılayıcı (CCD) objektiften gelen ışınları pikseller şeklinde toplayan bir seri transistor’ler dizinidir. Bir çok kayıt özelliğini saptayan CCD’ler Digital kayıt sisteminin anahtarı sayılırlar.1970 yılında Bell laboratuarlarında geliştirilen foto-duyarlı bu küçük parçacıklar üzerlerine düşen ışık miktarlarına eşdeğer oranda elektrik yükü oluşturabilirler. Belirli bir toplama periyodundan sonra bu yük CCD’nin dışına aktarılır.

Digital video kayıt sisteminin bir parçası olmalarına rağmen, film gibi analog ışık yakalayıcılarıdır. Işığa duyarlı silikondan yapılırlar.

Silikon elektronik olarak her biri havuz gibi elektron toplayan piksellere ayrılır. Havuz dolunca boşalır ve elektronlar bir CCD boyunca bir pikselden diğerine hareket ederler.

Digital Kameralarda kullanılan Görüntü Algılayıcıların bir diğer modeli de CMOS (complementary metal oxide semiconductor) algılayıcılardır.

CCD ve CMOS algılayıcılarının her birinin kendine göre artı ve eksileri vardır. Kamera üreticileri kendi kullandıkları modelin üstünlüğünü sürekli savunurlar. Ama birinin diğerinden daha başarılı olduğunu söylemek hala  zordur. Her iki algılayıcı da ışığı elektrik yüküne çevirerek bir elektronik sinyal üretirler. CMOS algılayıcılarda her pikselin kendi yük-voltaj dönüşümü vardır ve genellikle yükseltici, gürültü gidericisi ve sayısallaştırma devresi olduğu için yonga Digital Bit’ler üretir. CMOS Üretim maliyeti düşüktür. Güç tüketimi daha az ve kamera-yonga bütünleşmesi daha iyi olduğu için son zamanlarda daha fazla tercih edilmektedir.

 

ARRI Orbiter – Her şeyi yapabilecek bir Işık

Kategori: Teknoloji | 0

ARRI Orbiter

ARRI nin yeni ışığı “Orbiter- Uydu” aydınlatma alanında devrim yapabilecek kapasitede bir ışık.

Kamera üreticileri, aslında birbirinden çok da farklı olmayan gelişmeleri (slow-motion, 4K veya yukarısı çekim vs) uygulayarak, yeni modelleri sürekli piyasaya sürmekteler.

Film çekiminin en önemli elemanı ışık konusunda da yeni ürünlerin piyasaya sunulmasının sinematografırlar tarafından merakla beklendiği kaçınılmaz bir gerçek.

Bu bağlamda geçtiğimiz hafta Arri yeni ışık sistemi olan “Orbiter” i anons etti. Bu ışık sistemi her türlü çekim ortamında her türlü işi yapabilecek yetenekte ilk aydınlatma sistemi gibi gözüküyor…

Kapasitesini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;

  • Leko ışık olabilir,
  • Softbox olabilir,
  • Fresnel olabilir,
  • Ethernet üzerinden başka ışıklara bağlanabilir,
  • Kablosuz olarak DMX veya iPad yardımıyla kontrol edilebilir,
  • Setteki aydınlatmayı ölçüp, kontrol edebilir, parlaklığı ve renk sıcaklığını değiştirebilir.

Bu ışık sisteminin sahip olduğu özellikler ise şöyle;

  • Açık yüz, projeksiyon gibi çeşitli optik tipleri.
  • ARRI’ ye has altı-renkli spektral geniş gamut’lu ışık mühendisliği,
  • Mükemmel renkler ve maksimum parlaklık için gerekli çok güçlü ışık çıkışı,
  • LIOS – Işık Operasyon Sistemi ve Sofrware’i,
  • Su geçirmez muhafaza,
  • Ambiyans (ortamda var olan) ışığa uyum sağlayacak entegre renk algılayıcı,
  • Çıkarılabilir kontrol paneli,
  • Mükemmel sıfıra kadar karartma,
  • Dahili güç, kablosuz DMX ve bateri girişi.

ARRI ışık üniteleri her zaman verdikleri ışığın kalitesi ile tanınmışlardır.

Orbiter de kullanılan ışık ünitesi “ARRI Spectra Altı Renkli” bir ışık makinesidir. Kırmızı, yeşil, mavi, amber, cyan (mavi+yeşil), ve lime kırmızı’dan oluşan bu sistem daha geniş bir gamut, daha doğru renkler ve tüm CCT aralığında daha yüksek renk dağılımı verir.

Bu sistemdeki renk sensor (algılayıcı) mode’u ile sete hâkim olan tüm aydınlatmayı okuyarak var olan renkler arasında uyum sağlanabilir.

Su geçirmez olan ARRI Orbiter ışık ünitesi aydınlatma endüstrisinde bir dönüm noktası olmaya adaydır. LED ışıklar klasik aydınlatma araçları olan HMI ve Tungsten ışıklarla rekabetten çıkarak tümüyle kendine has ışık üniteleri haline hızla dönüşmektedirler. Bu bağlamda belki beş sene gibi bir süre içinde HMI ve Tungsten ışıkları film çekim setlerinin çoğunda görmek mümkün olmayacaktır.

ARRI 2
ARRI Spectra Light Engine

ARRI“Waterproof – Su Geçirmez” Muhafaza

Kaynak: premiumbeat.com, arri.com

 

Drone Kameralar Nedir? 2019 YILI MODELLERİ

Kategori: Kamera | 0

Drone Kameralar

Bu tabirle İnsansız hava araçlarına monte edilerek uzaktan kumanda edilebilen kameralardan bahsediyoruz. Genellikle “Pro-sumer” yani profesyonele kayan tüketicilere hitap eden bu Drone Kameralar’ı $100.- ile $1000.- arasında fiyatlarla amazon, e-bay ve benzeri sitelerden internet üzerinden temin etmek mümkün. Profesyonel modellerinin fiyatları ise $1000.- üzerinde.

Çeşitli modeller arasında UDI U818A, Blade Nano Qx RTF, 3D Robotics Iris+, Parrot Mini Drone, Phantom 2 Vision vs gibi markaları sayabiliriz.

Duran Kameraları kullanırken  bazı kısıtlayıcı kurallar var; drone’unuz görüş alanınızın dışına çıkmamalı, insanların üzerinde uçurmak ve hava alanlarının 5 mil yakınına yaklaşmak yasak.

Birçok drone kamera iki joystick yardımı ile playstation oynar gibi uzaktan kontrol edilebiliyor. Joysticklerden biri sağa-sola ve yukarı-aşağı hareketi kontrol ederken, diğeri rotasyonu kontrol ediyor. Bazı drone’lar da bir akıllı telefon yardımıyla Wi-Fi üzerinden kontrol edilebiliyor.

Drone Kameralar’ın Rüzgara dayanıklılığı da önemli bir faktör.

Çümkü Drone’lar kolayca düşüp hasar görebilen cihazlar oldukları için yedek parçalar ucuz ve temini kolay olmalı.

$400 altındaki drone’lar tek bir batarya taşıyorlar ve uçuş süreleri 10-20 dakika arası, ancak pahalı drone’larda yedek batarya bulunuyor.

Bir drone’a sonradan kamera takılabildiği gibi kamera ile birlikte de satılabiliyor. Bunlar 640×480 piksel civarı düşük çözünürlüklü kameralar. GoPro, DJI gibi profesyonel modeller ancak HD çözünürlüklü kameralara sahip. Bazı modellerde de bakış açısı sağlayan bir pilot gözü var.

Çinli DJI firmasının ürettiği drone’lar profesyonel kategorisinde cihazlar.

5200mAh Lityum-polimer pilleri olan bu drone ile 25 dakika kayıt yapmak mümkün.

Genişletilmiş Wi-Fi ile 300mt yatay uzaklığa kadar kontrol olanağı var. Dikey mesafe olarak kurallar açısından yine 100mt yukarısı tavsiye edilmiyor. Eğer Drone’unuz uzağa kaçarsa GPS yardımıyla geri getirmek mümkün.

Phantom 2 Vision kamera 14 Megapiksellk geliştirilmiş bir kamera ve 1080p (1920×1080) çözünürlükte çok net HD görüntüler veriyor. Ayrı bir Wi-Fi bağlantısı ile tablete veya akıllı telefona video görüntüler aktarabiliyor. Kontrol bağlantısını kaybederseniz otomatik olarak kalkış yaptığı yere geri dönüyor.

 DJI, sinema sektörüne de yönelik olan Drone Kameralar geliştiriyor. Bunlardan biri de Zenmuse X7 Drone kamera. Zenmuse X7 profesyonel Drone sinemacılığına yönelik Super 35 dijital kamera olma özelliğini taşıyor. Kamera ile CinemaDNG formatında 6K RAW (Ham) video kaydı yapmak mümkün. Düşük ışık altında en iyi görüntüyü verme yeteneğine sahip bir kamera. Görüntü kayıtları RAW yani  düzenlemeye hazır bir halde geliyor. Kamerada temel objektif için özel bir yuva sistemi var. Objektiflerde 16 mm, 24 mm, 35 mm ve 50 mm olmak üzere opsiyonlar mevcut. Diyafram aralığı f/2.8. 16mm’lik objektif ND (Nötr Yoğunluk) filtresi de taşıyor. Yazılım olarak kullanılan Cinema Color System düzenleme programı kulanıcılara esneklik sunan bir program. Fiyat 2700$ civarında. Objektiflerin fiyatı  ise 1300$ civarında.

DJI firmasının sinema filmi endüstrisine Drone Kameraları ile hitap edebilmek için yaptığı diğer bir atılım da İsveçli kamera üreticisi Hasselblad’ın çoğunluk hisselerini satın almak.

Hasselblad, İkinci Dünya Savaşı sırasında İsveç Hava Kuvvetleri için fotoğraf makineleri tasarlayıp üreten bir firma. NASA ile de anlaşan Hasselblad, Apollo 11 aracı ile Aya taşınmış ve ilk ay görüntülerini çekmiş.

Daha ziyade kurumsal kameralar üreten Hasselblad, böylece DJI firması için 100 megapiksellik drone’lara entegre kameralar üretecek.

2019 Yılının Drone Kameralar’ı

DJI Phantom 4 Pro – $ 1240.-

Özet olarak bir süredir piyasada olan “Stellar Phantom 4” kameraya engel algılayıcı sensörlerin ilave edildiği daha geliştirlmiş bir model.

Autel Robotics EVO – $ 999.-

Autel Robotics EVO çok dayanıklı küçük bir drone. Engel algılayıcılar ilave edilmiş, pil ömrü uzatılmış, stabilizasyonu yüksek 4K çekim yapan kamera ile donatılmış.

DJI Mavic 2 Zoom – $1170.-

DJI Mavic 2 Zoom optik zoom mercek ile donatılması açısından tüm diğer drone kameralardan ayrılıyor. Bu drone kamerada da uçuş açısından büyük bir kolaylık sağlayan engel algılayıcı sistem var..

Parrot Anafi – $549.-

Parrot Anafi küçük katlanabilir bir drone; seyahat açısından ideal.  4K video çekim yapıyor ve USB ile şarj edilebiliyor.

DJI Mavic Air – $ 799.-

Mavic Air en küçük, en kolay taşınabilen bir drone ama büyük ağabeylerinin taşıdığı özelliklerin çoğuna sahip.

DJI Spark – $ 335.-

DJI Spark el büyüklüğünde hareketle kontrol edilebilen, kullanması kolay bir selfie drone. En büyük problemi uçuş suresinin kısa olması.

[metaslider id=”4131″]