Kamera Görüş Konumu Nedir? – Görsel Hikaye Anlatımındaki Önemi

Kategori: Kamera | 0

Kamera Görüş Konumu

Sinema, yönetmenin anlatacaklarını, bir görüntü aygıtı ile senaryonun getirdiği çizgide çeşitli Kamera Görüş Konumları’nı kullanarak gerçekleştirmesi demektir. Yani o yönetmenin, oyuncu-teknik eleman işbirliği ile, görüntüsel çalışmasının ve yorumunun bir anlamı vardır. Bu da bir yerde o yönetmenin öznel ‘dilini’ oluşturur.

Nesnel Kamera Görüş Konumu;

Nesnel kamera kenar bakış açısından kayıt yapar.

Seyirci sahneyi görünmeyen bir gözlemcinin gözlerinden izler.

Görüntülenen insanlar kameradan habersizdirler ve asla kameraya bakmazlar.

Belirli bir sahne o sahne içinde yer alan herhangi bir kişinin bakış açısından sunulmadığı için kişisel değildir.

Sinema da en fazla kullanılan Kamera Görüş Konumları’ndan biridir.

Nesnel bakış açısında hikaye – edebiyattaki 3. tekil şahıs gibi – dışarıdan bir gözlemci tarafından aktarılır. Sinemada nesnel bakış açısına ‘herşeyi bilen bakış açısı’ (omniscient point of viem) da denir. Burada seyirciler karakterin bilincini aşar, olayları daha geniş bir perspektiften izlerler.


Örneğin; karakterin bilmediği ve farkında olmadığı şeyleri ve durumları görürler.


Örneğin; Alejandro González Iñárritu’nun ”The Revenant – Diriliş”, 2015 ve “Bird Man – Cahilliğin Umulmayan Erdemi”, 2014 filmlerinde el kamerası ile yapılan uzun ve kesintisiz çekimler bu tip bakış açısını kullanır.
Senaryolarda hikayeler bir ya da daha fazla karakterin gözünden anlatırken belli yerlerde nesnel bakış açısı kullanılarak seyirciye büyük resim gösterilir. Aksiyon ve gerilim filmlerinde ana karakterin peşinden gelen adamları, uzay gemilerini ya da yaratıkları görürüz.

Filmlerde bakış açısı önemli bir konudur. Senarist de hangi bakış açısını ne zaman kullanacağına karar vermelidir. Seyirciler filmi izlerken bunların bilinçli olarak farkında değillerdir, ama senaristin bu konuda bilinçli davranmasını gerekir.


Öznel Kamera Görüş Konumu:

Öznel kamera sahneyi kişisel bir bakış açısından filme alır.

İzleyici ya film içindeki belirli bir kişi ile özdeşleşerek olayları onun gözünden izler ya da olaylara kendi başına etkin bir katılımcı olur.

Örneğin; kamera hız yapan bir otomobilin içine, düşen bir uçağın pilot kabinine, freni tutmayan bir trene yerleştirilerek seyircinin olaya dahil edilmesi ile izleyicinin heyecanı doruk noktasına çıkarılabilir. Böylece kamera filmi izleyen kişinin gözleri gibi davranarak dramatik etki büyük ölçüde arttırılır.

Filmlerde öznel bakış açısı (first person point of view – kahramanın görüş noktası), olaylara bir karakterin bulunduğu taraftan bakmak anlamına gelir.


Hemen hemen her sahnede olan karakteri takip eder, o ne yaşıyorsa biz de onu görürüz.

Böylelikle bir çocuğun, bir askerin, ya da bir fahişenin hayata bakışını ve duygularını anlar, onların deneyimlerine ortak oluruz.
“American Psycho”, 2000 de takıntılı bir işadamının giderek bir psikopata dönüşmesini izler, başından geçenlere onun bakış açısından tanık oluruz. Taxi Driver” ,1976 da yalnız bir taksi şoförünün yaşadığı dramatik olayları ve şehri onun gözünden takip ederiz.


Öznel bakış açısı bize karakterin bilinç durumunu yansıtır. Karakter paranoyak biriyse, filmdeki herşey paranoyakça gözükür. Kısaca dünyaya onun gözleriyle bakarız.
Öznel bakış açısı film içinde bir karakterden diğerine geçebilir. Böylece hikayeyi daha iyi anlar, olaylara farklı yönlerinden bakarız.
Örneğin;” Go”, 1999 filminde bir yılbaşında yaşanan olaylar üç bölümde anlatılır. Her bölümde farklı karakterlerin kendi yaşadıkları gösterilir.”Magnolia”, 1999 ve “Babel”, 2006 gibi filmlerde de bakış açılarının bu şekilde değiştirildiğini görüyoruz.

Nesnel bir kamera çekiminden birdenbire öznel kamera çekimine geçilirse seyircinin ilgisi de artar.

Örneğin; sahnede bir karakter belirdiğinde sahnenin nesnel kamera çekiminden bu kişinin gözlerinden yapılan öznel çekime geçildiğinde seyirci bu kişinin yerine geçerek artık onun gördüklerini görür ve aynı duyguları yaşar.

Bir bina, duvarda asılı bir tablo, bir odayı süsleyen mobilyalar gibi nesnelere bakan bir kameranın ardından bir karakterin yakın çekimi gelirse izleyici kendi gördüğü şeylerin oyuncunun gördüğü şeyler olduğunu düşünecektir.

Bir sahnedeki diğer oyuncular doğrudan kamera merceğine baktığında izleyici kendini kahramanın yerine koyarak tüm bu bakışların odak noktasında olacaktır

Öznel oyuncu nesnel bir çekim ile sunulduğunda ve kamera bu oyuncunun yerini aldığında seyircinin her şeyi onun gördüğü gibi görmesi gerekir.

Oyuncu her hareket ettiğinde kamera da benzer şekilde hareket etmelidir.

Örneğin oyuncu (kamera) bir odaya girebilir, biri ile konuşabilir, telefona bakabilir veya odadan çıkabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta o sahnedeki diğer oyuncuların herhangi bir aksiyon anında o oyuncuya bakarken kameraya bakmaları gerektiğidir.

Öznel kamera tekniği çok uzatılırsa – ana karakterin suratının görünmesini engellediği ve diğer oyuncuların konuşma ve eylemlerine verdiği tepkiyi göstermediği için – seyirci üzerinde sıkıcı bir etki yaratabilir.

Öznel kameranın dramatik filmlerde en başarılı kullanımı geriye dönüşler veya özel efektler tarzında nesnel çekimlerin arasına yerleştirilen çekimlerdir. Zira bu durumda izleyen kişi en yoğun kişisel ilişkiyi oluşturacak şekilde kendisini oyuncunun yerine koyar veya kameranın merceğini kendi gözü olarak görür.

Görüş Noktası Kamera Görüş Konumu:

Görüş noktası kamera açısında sahne belirli bir oyuncunun bakış açısından görüntülenir.

Bu kamera açısı öznel ve nesnel kamera açıları arasında bir konuma sahiptir.

Öznel çekimde kamera perdedeki oyuncunun yerini alırken, bu çekimde izleyici olayları belirli bir oyuncunun gözünden görmez sanki o oyuncunun yanında durup olaylara bakıyormuş gibi olur.

İki kişi karşılıklı konuşurken omuz üzerinden yapılan çekimlerde hem bu iki karakter arasındaki ilişki vurgulanır, hem de seyirci karakterlerin yanına taşınır.

Böylece izleyicinin olaya daha fazla katılımı sağlandığı gibi, seyircinin gözlediği karakter üzerinde de bir vurgu yapılmış ve o karakter daha üstün bir konuma taşınmış olur.

Görüş noktası çekimleri aynı zamanda bir nesnel kamera uygulaması olduğu için diğer oyuncular objektife baktığında izleyici irkilmez.

Bir öncesinde perde dışına bakan bir karakterin çekimi yer alan her çekim bir görüş noktası çekimi haline gelerek bu oyuncunun bakış açısından verilmiş olarak kabul edilebilir.

Digital Görüntüleme Nasıl Yapılır?

Kategori: Kamera, Teknoloji | 0

Digital Görüntüleme

Bir Digital video kamerada görüntü oluşabilmesi için objektiften geçerek kameraya giren ışığın “Işık Bölücü” de (Beam Splitter) beyaz ışığı oluşturan mavi, kırmızı, yeşil bileşenlerine ayrılarak oluşan farklı görüntülerin her rengin kendi alıcısına (receptor) aktarılması gerekir.

Digital kamerada kullanılan bu alıcılar renge değil sadece parlaklığa duyarlı olduğu için görüntünün önce mavi, yeşil ve kırmızı bileşenlerine ayrılması şarttır.

Digital 1

Bu ayrılım işlemi esnasında, oluşacak görüntüde kayıplar yaşanmaması için her ışık ışınının eşit miktarda hava ve cam ihtiva eden bir yol boyunca hareket etmesi gerekir. “Işık Bölücü” de kullanılan ve mat yüzeylerinde biri sadece mavi ışığı diğeri ise kırmızı ışığı yansıtan iki adet dikroik ayna’nın yer aldığı üç prizma birbirine yapıştırılmıştır.

Digital 3

“Işık Bölücü” ye giren beyaz ışık ilk önce mavi dikroik aynaya ulaşır ve ışığın mavi bileşenleri burada yansıyarak mavi ışık alıcıya ulaşır (A).

Işığın geriye kalan yeşil ve kırmızı bileşenleri bloktaki ikinci prizmaya gelirler. Burada yer alan dikroik aynada kırmızı bileşen yansıyarak kırmızı alıcıya yönlendirilir (B). Mavi ve kırmızı dikroik aynalardan yansırken yoluna devam eden yeşil bileşen ise üçüncü prizmadan geçerek yeşil alıcıya yönelir (C).

Digital 2

Digital kameralarda kullanılan Görüntü Algılayıcı (Image Sensor)

Görüntü Işık Bölücü Prizmada kırmızı , mavi ve yeşil elemanlarına ayrılıp her rengin kendi özel algılayıcı yongalarına gönderilir. Daha sonra  tekrar birleştirildiğinde orijinal renkli görüntüyü oluşturacaktır.

Görüntü algılayıcının (CCD) görevi optik görüntüyü elektronik olarak işlem görebileceği bilgi parçalarına bölmektir.

Her bir algılayıcı (CCD) objektiften gelen ışınları pikseller şeklinde toplayan bir seri transistor’ler dizinidir. Bir çok kayıt özelliğini saptayan CCD’ler Digital kayıt sisteminin anahtarı sayılırlar.1970 yılında Bell laboratuarlarında geliştirilen foto-duyarlı bu küçük parçacıklar üzerlerine düşen ışık miktarlarına eşdeğer oranda elektrik yükü oluşturabilirler. Belirli bir toplama periyodundan sonra bu yük CCD’nin dışına aktarılır.

Digital video kayıt sisteminin bir parçası olmalarına rağmen, film gibi analog ışık yakalayıcılarıdır. Işığa duyarlı silikondan yapılırlar.

Silikon elektronik olarak her biri havuz gibi elektron toplayan piksellere ayrılır. Havuz dolunca boşalır ve elektronlar bir CCD boyunca bir pikselden diğerine hareket ederler.

Digital Kameralarda kullanılan Görüntü Algılayıcıların bir diğer modeli de CMOS (complementary metal oxide semiconductor) algılayıcılardır.

CCD ve CMOS algılayıcılarının her birinin kendine göre artı ve eksileri vardır. Kamera üreticileri kendi kullandıkları modelin üstünlüğünü sürekli savunurlar. Ama birinin diğerinden daha başarılı olduğunu söylemek hala  zordur. Her iki algılayıcı da ışığı elektrik yüküne çevirerek bir elektronik sinyal üretirler. CMOS algılayıcılarda her pikselin kendi yük-voltaj dönüşümü vardır ve genellikle yükseltici, gürültü gidericisi ve sayısallaştırma devresi olduğu için yonga Digital Bit’ler üretir. CMOS Üretim maliyeti düşüktür. Güç tüketimi daha az ve kamera-yonga bütünleşmesi daha iyi olduğu için son zamanlarda daha fazla tercih edilmektedir.

 

Sinematografik Görüntülerin Hikaye Anlatımındaki Önemi.

Kategori: Kamera | 0

Sinematografi ‘nin sadece kameranın belirli bir sahneye odaklanıp onu duyarlı bir ortama ( film, CCD vs ) kaydetmekten öte bir eylem ve hatta sanat olduğu inkar edilemez. Işık, renk, kamera hareketleri, kompozisyon, derinlik, perspektif, aydınlatma kontrastı ve daha bir çok teknik öğe ancak birlikte kullanıldığında hikayeler yaşama dönüşebilir.

Güzel sinematografik görüntülerin yanısıra estetik prensiplerini de kullanarak daha dinamik ve gerçeğe uygun hikaye anlatımı sağlamak için dikkat edilmesi gereken bazı basit kuralları şöyle sıralayabiliriz. 

Sinematografik Görüntülerde Temel Aydınlatma:

Sete geldiğinizde tüm ışıkları söndürün ve ortamda var olan ışığı kontrol edin. Ortamda var olan ışık sahneye en doğal görünümünü veren ışıktır. Bu aydınlatma gerekli pozlama için yeterli veya yetersiz olabilir. Doğru bir ölçüm ( aydınlatan ışık miktarı ölçümü) size nasıl çalışacağınız hakkında bilgi verecektir; ya  bu var olan aydınlatmayı ilave ışık yaparak kuvvetlendirirsiniz, ambiyans oluşturabilirsiniz, sahne kontrastını arttırır veya azaltabilirsiniz, renk baskınlığı yaratırsınız ya da aynen kullanırsınız.

Sahnede Hareket Yönü (Yatay Hareket):

Bu tabirle bir sahnede yer alan karakterlerin perdedeki hareket yönü kastedilir. Bu çok önemli bır kavramdır çünkü hikayenin psikolojik ve fiziksel olarak ileriye ve geriye gidişini saptar. Perdede görüntü karesi içinde sağdan sola hareket ileriye, soldan sağa hareket ise geriye gidişi  algılatır. Dolayısıyla sahnedeki karakterlerin hareketi devamlılık açısından olduğu kadar hikaye anlatımı açısından da önemlidir. 

Konunun çerçevelenmesi:

Karakterinizin çerçevelenmesi onun hikaye süresince yapacağı yolculuğun fiziksel ve duygusal boyutları hakkında fikir verir. Her çerçeve o sahnede anlatılmak isteneni vurgulamalı, yani rastgele yapılmamalıdır. 

Yavaş Çekim ( Slow Motion ):

Her görüntüyü daha vurgulayıcı hale getirir. Ama kafanıza estikçe kullanılacak bir yöntem değildir. Hikaye anlatımına katkı sağlayacak özel sahnelerde kullanılmalıdır. 

İşi Post prodüksiyon bırakmayın:

Bır çok kez görüntü yönetmenleri hatalı çekimlerin post prodüksiyonda duzeltileceğini düşünürler. Bu tembel bır yöntemdir. El eliyle iş yapmaya benzer. Unutmayalım ki uygulanacak post işlemlerinin de sınırları vardır. Sahnelerin ve görüntülerin daha kamera çekimi aşamasında sinematografik açıdan mükemmele yakın elde edilmesine çalışmak esastır. 

 

Drone Kameralar Nedir? 2019 YILI MODELLERİ

Kategori: Kamera | 0

Drone Kameralar

Bu tabirle İnsansız hava araçlarına monte edilerek uzaktan kumanda edilebilen kameralardan bahsediyoruz. Genellikle “Pro-sumer” yani profesyonele kayan tüketicilere hitap eden bu Drone Kameralar’ı $100.- ile $1000.- arasında fiyatlarla amazon, e-bay ve benzeri sitelerden internet üzerinden temin etmek mümkün. Profesyonel modellerinin fiyatları ise $1000.- üzerinde.

Çeşitli modeller arasında UDI U818A, Blade Nano Qx RTF, 3D Robotics Iris+, Parrot Mini Drone, Phantom 2 Vision vs gibi markaları sayabiliriz.

Duran Kameraları kullanırken  bazı kısıtlayıcı kurallar var; drone’unuz görüş alanınızın dışına çıkmamalı, insanların üzerinde uçurmak ve hava alanlarının 5 mil yakınına yaklaşmak yasak.

Birçok drone kamera iki joystick yardımı ile playstation oynar gibi uzaktan kontrol edilebiliyor. Joysticklerden biri sağa-sola ve yukarı-aşağı hareketi kontrol ederken, diğeri rotasyonu kontrol ediyor. Bazı drone’lar da bir akıllı telefon yardımıyla Wi-Fi üzerinden kontrol edilebiliyor.

Drone Kameralar’ın Rüzgara dayanıklılığı da önemli bir faktör.

Çümkü Drone’lar kolayca düşüp hasar görebilen cihazlar oldukları için yedek parçalar ucuz ve temini kolay olmalı.

$400 altındaki drone’lar tek bir batarya taşıyorlar ve uçuş süreleri 10-20 dakika arası, ancak pahalı drone’larda yedek batarya bulunuyor.

Bir drone’a sonradan kamera takılabildiği gibi kamera ile birlikte de satılabiliyor. Bunlar 640×480 piksel civarı düşük çözünürlüklü kameralar. GoPro, DJI gibi profesyonel modeller ancak HD çözünürlüklü kameralara sahip. Bazı modellerde de bakış açısı sağlayan bir pilot gözü var.

Çinli DJI firmasının ürettiği drone’lar profesyonel kategorisinde cihazlar.

5200mAh Lityum-polimer pilleri olan bu drone ile 25 dakika kayıt yapmak mümkün.

Genişletilmiş Wi-Fi ile 300mt yatay uzaklığa kadar kontrol olanağı var. Dikey mesafe olarak kurallar açısından yine 100mt yukarısı tavsiye edilmiyor. Eğer Drone’unuz uzağa kaçarsa GPS yardımıyla geri getirmek mümkün.

Phantom 2 Vision kamera 14 Megapiksellk geliştirilmiş bir kamera ve 1080p (1920×1080) çözünürlükte çok net HD görüntüler veriyor. Ayrı bir Wi-Fi bağlantısı ile tablete veya akıllı telefona video görüntüler aktarabiliyor. Kontrol bağlantısını kaybederseniz otomatik olarak kalkış yaptığı yere geri dönüyor.

 DJI, sinema sektörüne de yönelik olan Drone Kameralar geliştiriyor. Bunlardan biri de Zenmuse X7 Drone kamera. Zenmuse X7 profesyonel Drone sinemacılığına yönelik Super 35 dijital kamera olma özelliğini taşıyor. Kamera ile CinemaDNG formatında 6K RAW (Ham) video kaydı yapmak mümkün. Düşük ışık altında en iyi görüntüyü verme yeteneğine sahip bir kamera. Görüntü kayıtları RAW yani  düzenlemeye hazır bir halde geliyor. Kamerada temel objektif için özel bir yuva sistemi var. Objektiflerde 16 mm, 24 mm, 35 mm ve 50 mm olmak üzere opsiyonlar mevcut. Diyafram aralığı f/2.8. 16mm’lik objektif ND (Nötr Yoğunluk) filtresi de taşıyor. Yazılım olarak kullanılan Cinema Color System düzenleme programı kulanıcılara esneklik sunan bir program. Fiyat 2700$ civarında. Objektiflerin fiyatı  ise 1300$ civarında.

DJI firmasının sinema filmi endüstrisine Drone Kameraları ile hitap edebilmek için yaptığı diğer bir atılım da İsveçli kamera üreticisi Hasselblad’ın çoğunluk hisselerini satın almak.

Hasselblad, İkinci Dünya Savaşı sırasında İsveç Hava Kuvvetleri için fotoğraf makineleri tasarlayıp üreten bir firma. NASA ile de anlaşan Hasselblad, Apollo 11 aracı ile Aya taşınmış ve ilk ay görüntülerini çekmiş.

Daha ziyade kurumsal kameralar üreten Hasselblad, böylece DJI firması için 100 megapiksellik drone’lara entegre kameralar üretecek.

2019 Yılının Drone Kameralar’ı

DJI Phantom 4 Pro – $ 1240.-

Özet olarak bir süredir piyasada olan “Stellar Phantom 4” kameraya engel algılayıcı sensörlerin ilave edildiği daha geliştirlmiş bir model.

Autel Robotics EVO – $ 999.-

Autel Robotics EVO çok dayanıklı küçük bir drone. Engel algılayıcılar ilave edilmiş, pil ömrü uzatılmış, stabilizasyonu yüksek 4K çekim yapan kamera ile donatılmış.

DJI Mavic 2 Zoom – $1170.-

DJI Mavic 2 Zoom optik zoom mercek ile donatılması açısından tüm diğer drone kameralardan ayrılıyor. Bu drone kamerada da uçuş açısından büyük bir kolaylık sağlayan engel algılayıcı sistem var..

Parrot Anafi – $549.-

Parrot Anafi küçük katlanabilir bir drone; seyahat açısından ideal.  4K video çekim yapıyor ve USB ile şarj edilebiliyor.

DJI Mavic Air – $ 799.-

Mavic Air en küçük, en kolay taşınabilen bir drone ama büyük ağabeylerinin taşıdığı özelliklerin çoğuna sahip.

DJI Spark – $ 335.-

DJI Spark el büyüklüğünde hareketle kontrol edilebilen, kullanması kolay bir selfie drone. En büyük problemi uçuş suresinin kısa olması.

[metaslider id=”4131″]

Görüntü Yönetmeni Roger Deakins ve 13’ün Uğursuzluğu

Kategori: Kamera | 0

görüntürogerdeakin
Roger Deakins “Sky Fall” çekiminde

İngiliz asıllı 68 yaşındaki görüntü yönetmen Roger Deakins 2018 yılına gelinceye kadar tam 13 kez Oscar’a aday gösterildi fakat kazanamadı.

Deakins hep ünlü isimlerle çalışan çok başarılı bir isim. Bir dönem Ethan Coen, Joel Coen filmlerinin değişmez görüntü yönetmeni iken son dönemlerde Denis Villeneuve filmlerinin değişmez görüntü yönetmeni oldu. Sam Mendes, Martin Scorsese de birlikte çalıştığı bazı diğer ünlü isimler. 2015 yılında Joel ve Ethan Coen’ în senaryosunu yazdığı, Angelina Jolie’nin yönettiği “Unbroken -Boyun Eğmez” filminin de görüntülerini çekti,

Oscar ödüllerine “En Başarılı Görüntü Yönetimi Dalında” aday olup da kazanamadığı filmler ise yıllara göre sırasıyla şöyle;

Sicario (2016), Unbroken (2015), Prisoners (2014), Skyfall (2013), True Grit (2011), The Reader (2009),  The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2008), No Country for Old Men (2008), The Man Who Wasn’t There (2002), O Brother, Where Art hou? (2001), Kundun (1998), Fargo (1997), The Shawshank Redemption (1995)

Deakins, nihayet 2018 yılında 14. adaylığının sonunda altın Oscar heykelciğini Denis Villeneuve’ün yönettiği ve Ryan Gosling, Harrison Ford, Jared Leto, Robin Wright, Ana de Armas, Carla Juri, Mackenzie Davis, Edward James Olmos gibi oyuncuların rol aldığı “Blade Runner 2049” filmi ile evine götürmeyi başardı. Film Ridley Scott’un yönettiği ve artık bir kült klasiği konumundaki 1982 versiyonunun bir devam filmi.

Kara film tadını taşımakla beraber efekt teknolojisinin bu günkü konumunun bir sembolü olurcasına yaratılmış kadife yumuşaklığında, saydam bir distopyatik ortamda görüntüleniyor. Gökyüzüne uzanan gökdelenlerin ve havada uçan arabaların görüntülerinin yansıttığı bir ortamda geçen bir aşk hikayesi de unutulmamış.

Deakins’in set aydınlatmalarına getirdiği bir yenilikte adeta onun imzası haline gelmiş olan kendi icadı “Ring Lights – Çember Işıklar”. Bunlar tahtadan yapılma büyük çemberlere 12.5cm aralıklarla yerleştirilmiş 200/300 watt halojen ampullerden oluşan basit sistemler.

Deakins kendi tabiriyle “ürkünç bir gerçeklik” yaratabilmek için karakterlerin çevresinde yer alan öğelerin mümkün mertebe az gösterilmesinden yana olduğunu söylüyor. Buna örnek olarak da Budapeşte’deki bir stüdyoda 1 milyon galonluk su tankında sadece araçtan gelen ışıkların ana ışık olarak kullanıldığı mini denizaltı sahnesinin çekimlerini veriyor; “Okyanusu göstermenize hiç gerek yoktu; sadece suyun yansımalarını ve çarpışmaya kadar olan sürede aracın soğuk renkli farlarını göstermeniz yeterliydi. Sonra aracın içinden gelen daha sıcak renkli ışık aksiyonun olduğu küçük alanı aydınlatsın tamam; karanlık tarafında sarılmış olmanın duygusu gerekli gerilimi yaratır.”

Sette sakin ve anlayışlı çalışma tarzı ile tanınan Deakins’in genç görüntü yönetmeni adaylarına bazı tavsiyeleri ise şöyle;

  • Seçici olmayı öğrenin; yeni bir projeyi kabul etmeden önce o projenin size hitap ettiğinden ve ona inandığınızdan emin olun. Kısaca “evet” demenin yanısıra “hayır” demekten de korkmayın.
  • Işıklandırmanın önemini kavrayın; Bir sahneyi aydınlatma tarzınız izleyicinin o sahneyi algılama şeklini derinden etkiler. Iyi bir aydınlatma da senaryo ile başlar. Kullanacağınız ışık tiplerini ve rengi seçmeden önce muhakkak yönetmenle tartışın.
  • Her çekim çok sofistike kompozisyonlar gerektirmez. Bazen basit olan en iyisidir. Bırakın izleciyi filme bağlayan akışı sahne kompozisyonu değil hikaye ve karakterler sağlasın.
  • İyi bir açı kullanabilmek adına oyuncuların performanslarından ödün vermesini istemeyin. Unutmayınız ki oyuncudan alınan iyi bir performans kötü bir çekimi de maskeleyebilir.
  • Kendi tarzınızı bulun; Mesleğin ustalarından öğrenebilir, tecrübelerinden yararlanabilir, çalışma tekniğine kendi tekniğinize uygulayarak geliştirebilirsiniz. Ama onları bire bir kopya etmeyin; bu şekilde asla bir “sanatçı” olamazsınız.

[metaslider id=”3894″]

iphone ve ipad gibi cihazların kısa film çekiminde kullanılması

Kategori: Kamera | 0

iphone, ipad gibi cihazların günümüzde (3G’den bu yana) neredeyse tümü video çekebilir.

Akıllı telefonlar kullanılarak (iPhone, Samsung Galaxy, Nokia, HTC, GoPro, vs.) bir çok kısa film çekilmekte ve bunların bazıları ödül kazanmaktadır.

iPhone Film festivali’ne akıllı telefonlarla çektiğiniz filmleri gönderebilirsiniz.

www.iphoneff.com adresindeki siteye girerseniz burada akıllı telefonlarla çekilmiş bir çok film, müzik video, belgesel, animasyon örneklerini bulabilirsiniz.

F/2.4 açıklıkta 30 kare/sn kayıt yapan 8megapiksel bir kamera ile 1080p tam HD ve 4K (Ultra HD) kayıt yapıp kurgulayarak istediğiniz kısa filmi çekebilirsiniz. En büyük artıları Wi-fi veya cep telefonu bağlantısıyla görüntüleri amında web üzerinde yayınlama, sosyal medyada paylaşma olanağı sunmalarıdır.

Apple ürünleri başta olmak üzere film yapımında kullanılabilecek bir çok aplikasyon  (örneğin kurgu yapmak, kamera görüntülerini birleştirmek, tesadüfen kaydedilen görüntüleri kareden silmek vs ) bu cihazlara yüklenmiştir. Samsung’un ürettiği bazı modellerde 10x optik zoom özelliği vardır.

Boyutu hayli küçük olan algılayıcıları belirli kalitede görüntü yakalarken özellikle düşük ışık şartlarında dijital gren (Gürültü-Noise) oluşması, küçük objektifleri, çoğunda optik zoom olmaması problemleridir. Fakat iphone ve ipad’lerle çalışmayı kolaylaştıracak ve daha iyi görüntüler vermeyi sağlayacak birçok aksesuar piyasayı kaplamıştır adeta.

İphone’ların kullanımı özellikle tutuş kolaylığı açısında ipad’den daha rahattır.

Arzu edersiniz iphone’da kaydedip ipad’e transfer ederek kurgu yapabilirsiniz. Bazı iphone’lar 120 kare/sn – 240kare/sn hızda yavaş hareketli (slow motion) çekim yapabilirler ve 128Gb civarı hafızaya sahiptirler. Üç-ayak üzerine bağlanabilirler, örneğin; ‘Joby Grip Tight Stand’ esnek bir Gorillapod ile birlikte gelir ve bacakları mobilyalara sarılabildiği gibi uzatılarak elde yapılan çekimlerde ‘grip’ olarak kullanılabilir.

İphone ipad’lerin geniş açılı objektifleri yoktur fakat adaptör yardımı ile geniş açı, telefoto veya macro objektifleri takabilirsiniz. Geniş açı objektiflerle yakından çekim yaparak ilave bir görüntü stabilizasyonu sağlamak mümkündür. ‘Olloclip’ adaptor çıplak iphone’larla kullanılabilen bir adaptördür. Eğer objektif adaptörü ilave edilmiş bir kılılf alırsanız daha fazla seçiminiz olur. ‘ALMmCAMLITE’ mikrofon, ışık, üç-ayak  takılabilen bir yuvası olan metal bir kılıftır. Başlangıç Kit’inde geniş açı/ makro objektif  yer alır ve bir SLR adaptörü ile profesyonel objektifleri de takmak mümkün olur.

‘iOgrapher’ hafif ve ucuz bir kılıftır. Hem ipad hem de iphone ile kullanılabilir. Telefonun yerleştirildiği bir kulp şeklindeki çerçevelerinden tutarak çekim yapmayı kolaylaştırır. Mikrofon, ışık ve üç-ayak bağlama yuvaları vardır.

‘Padcaster’ daha ağır, pahalı fakat profesyonel alüminyumdan yapılma bir kılıftır. Mikrofon, geniş açı objektif ve SLR objektifleri takmaya yarayacak bir adaptörden oluşan paket halinde satılıyor.

Sesi geliştirmek için ayrı mikrofon kullanmak gerekir. ‘Rode Smartlav’ mikrofon özellikle akıllı telefonlar ve tabletler için geliştirilmiştir. Bir adaptör yardımıyla bağlanan standart bir mikrofonda kullanılabilir ama kaydedilen ses seviyesi düşük kalır.

Daha kaliteli mikrofonlar olan ‘Rode VideoMic’ veya ‘VideoMic Pro’, ‘iOgrapher’ veya ‘Padcaster’ a bağlanarak daha iyi ses elde edilmesini sağlar.

‘İRig PRE’ mikrofondan kameraya gelen sesi yükseltici görevini görür.

‘Steadicam Smoothee’ ise akıllı telefonlar ve tabletler için üretilmiş küçük bir görüntü sabitleyicidir.

 

Film Çekiminde Sahne Aydınlatması- Işıklandırma  

Kategori: Kamera | 0

Film çekiminde kullanılan ışıklandırmanın ana elementleri:

 

film çekiminde

 

Işıklandırma sinematografır’ın artistik amacına ulaşmak için kullanabileceği en temel araçlardan biridir. İyi bir atmosferik ışıklandırma ile sinematografır resmin kompozisyonunda etkin olacak yeni bir artistik gerçeklik yaratabilir. Işıklandırma pozlamadan farklıdır ve filmin artistik kalitesinin de bir ölçümüdür.

Film çekiminde kullanılan ışıklar etkilerine bağlı olarak isimlendirilir.

Ana Işık:

Konuya temel görünümünü veren, güneş ışığına, pencereden veya kapıdan gelen direkt ışığa benzeyen ışık tipidir. Ana ışık genellikle sette ilk yapılan ışıktır ve yeri elde edilmek istenen etkiye göre değişebilir. Eğer ana ışık kamera ekseni boyunca doğrudan konunun yüzüne yönlendirilirse düz, detaysız bir görüntü elde edilir. Eğer konu yandan aydınlatılırsa detay artar. Kamera eksenine ve konuya 90 derecelik açı ile yerleştirilirse konunun yarısına gölge düşer.

Yandan aydınlatma ile konunun tüm detayları ortaya çıkar ve bu özellikle karakterlerin yaşının vurgulanması gibi durumlarda tercih edilir. Eğer ana ışık konunun altına yerleştirilirse burun ve yanak gölgeleri anormal şekilde oluşur.

Film çekiminde tercih edilen yöntem ana ışığı kamera eksenine 45 derece açı ile 45 derece yukarıya yerleştirmektir. Bu durumda çok doğal gölgeler elde edilirken konunun ana ışıktan uzak kısımları kısmen aydınlanır ve burun ile çene gölgeleri ideal bir şekilde birleşerek tek bir gölge yaratır.

Ana ışığın konuya olan uzaklığı da çok önemlidir. Eğer çok yakın yerleştirilirse ışığa yakın olan yüzeylerle uzak olan yüzeylerin aldığı ışık miktarları birbirinden çok faklı olur. Eğer mesafe artarsa konu boyunca daha eşit miktarda ışık elde edilmiş olur.

Dolgu Işığı:

Bu ışığın amacı ana ışık tarafından yaratılan gölgeleri doldurmaktır. Kontrast şartlarını ayarlamada önemli rol oynar. Doğada gökyüzü ve çevreden yansıyan ışık güneş tarafından yaratılan gölgeleri doldurur.

 

film çekiminde5
Ana Işık ve Dolgu Işığı

 

Yardımcı Işıklar:

Üçüncü ışık tipi tek bir ışık tipi olamayıp birden fazla ışıktan oluşur. Geri plan ışığı (konunun arkasında yer alır ve konu üzerinde gölge oluştururken derinlik etkisi yaratır), yan-ışık, dekoratif ışık vs. gibi. Sahneyi mümkün olan en kısa sürede seyirciyi etkileyecek şekilde tamamlar.

Eğer ön ve arka plan yoğunluğu ve rengi birbirine yakın ise planlar birbirine karışabilir. Ayırtmak için bordür ışığına başvurulur. Görüntü yönetmeni konuyu arkadan ışıklandırarak konunun bordürlerinin belirgin hale getirerek arka plandan ayrılmasını sağlar.

 

film çekiminde 7
Aydınlatma Şeması

 

Film Çekiminde Işıklandırma Kontrastı Oranı   

Işıklandırma Kontrastı oranı ana ışık ile dolgu ışığı arasındaki yoğunluk farkıdır. Sahnede hâkim olan ışık ana ışıktır. Dolgu ışığı ana ışık için yapıldığın dan yoğunluğu daima daha azdır. Ana ışık ile dolgu ışığı arasındaki bu yoğunluk farkı ne kadar fazla ise ışıklandırma kontrastı o kadar yüksektir. Dolgu ışığının miktarı ve yoğunluğu arttıkça ışıklandırma kontrastı o kadar azalır. Işıklandırma kontrastı sahnenin önden, yandan ve arkadan aydınlatıldığına göre de değişir.

Dışarıda yapılan çekimlerin çoğunda güneş ışığı ana ışık rolünü oynar. Atmosferik şartlar ise dolgu ışığı görevi görecek olan ışık kaynakları durumundadır.

 

Yurttaş Kane Filmi ve Görüntü Yönetmeni Gregg Toland

Kategori: Kamera | 0

Yurttaş Kane Filmi, şimdiye kadar yapılmış en önemli filmlerden biri olma özelliğini taşıyan bir yapıt. Günümüzden yaklaşık 77 sene önce çekilmesine ragmen modern filmlere – “Star Wars”, “Birdman”, “Renevant” –  ve Robert Altman gibi sinemacılara, ilham vermiş ve vermeye devam ediyor.

Yurttaş Kane Filmi’nin bu benzersiz özelliği konusu yanısıra (belki de konusundan daha fazla) uygulanan sinematografik anlatımda yatıyor.

Günümüzde de kullanılan ve o dönem için bir devrim sayılabilecek birçok anlatım tekniği, Orson Welles’in dehasının eseri olduğu gibi filmin görüntü Yönetmeni  Gregg Toland’ ın da eseri.

Gregg Tolland 1904 yılında dünyaya geldi. Orson Welles fotoğrafçılık hakkında bildiği her şeyi Gregg Toland’dan öğrendiğini söylemiş. Gerçekten bu ikili Yurttaş Kane Filmi’ni çekmeden önce bir hafta süreyle Welles’in evinde görüntüleme teknikleri – objektifler, kamera hareketleri, aydınlatma vs – üzerinde çalışmışlar.

Welles tüm kariyeri boyunca Toland’dan övgü ile bahsederek; çalıştığı en mükemmel ve hzılı kameraman olduğunu vurgulamış.

Filmin jeneriğinde kendi adının altına Tolland’ın da adını yazarak onu onurlandırmayı ihmal etmemiş.

 

yurttaş kane filmi3
Yurttaş Kane Jenerik

 

Tolland’ın filmografisinde çoğu Oscar’a aday olan; Les Misérables – Sefiller (1935), Çıkmaz Sokak (1937), Ölmeyen Aşk (1939), Gazap Üzümleri (1940), The Long Voyage Home – Eve Yolculuk (1940), Yurttas Kane (1941), The Little Foxes – Küçük Tilkiler (1941), Bir Meleğin Aşkı (1947) gibi filmler yer alıyor.

Welles ne kadar büyük bir dahi ise, Gregg Toland Welles’in kafasındaki fikirleri görüntüye dönüştürmek açısından o kadar dahidir.

Eğer Orson Welles görüntü yönetmeni olarak başka bir isimle çalışsaydı belki de karşımızda başka bir film olacaktı.

Yurttaş Kane Filmin’de kullanılan görüntüleme tekniklerini kısaca şöyle sıralayabiliriz;

  • Subjektif – Öznel kamera bakış açısı.
  • Geniş açılı ve dar açıklıklı bir objektifle elde edilen Alan Derinliği çok yüksek sahneler (aynı karede ön, orta ve arka plan net) sayesinde seyircinin ilgisini kamera hareketleri ve karakterin çerçeve içindeki hareketleri yardımı ile istenen noktaya yönlendirmek
  • Alışılagelmişin dışında bir aydınlatma tekniği; geri plandan yapılan yüksek kontrastlı aydınlatma, Alman dışa vurumcu geleneğin eseri olan ‘Film Noire – Kara Filmler’de uygulanan düşük anahtar ışıklı aydınlatma.
  • Görüntü karesinde tavanı da görecek şekilde (setlerde tavan olması gerektiğini hatırlatırcasına ki “Citizen Kane” de kullanılan tavanlar kumaştan yapılmış ve oyuncuların tam tepesine mikrofonlar yerleştirilmiş, – yani boom mikrofonlar yerine!) alt açıdan yapılan çekimler.
  • Karmaşık kamera hareketleri
  • Yakın plan yüz çekimleri.
  • Düz anlatım yerine flash-back ve flash- forwardlarla yapılan girişik anlatım.
  • Aksiyonu takip eden kesintisiz, uzun süreli çekimler. Oyuncuyu takip eden çekimler (o dönemde Steadicam gibi görüntü sabitliğini sağlayan taşınabilir aksesuarların olmadığını hatırlayalım ve “Birdman”  filminin benzer çekimlerini düşünelim!).
  • Orson Welles şöhretini radyoda ünlü “War of the Worlds – Dünyalar Savaşı” yayını ile yapan bir sanatçıydı. İyi bir kulağı vardı ve her türlü yeniliğe açıktı;
  • Citizen Kane filminin ses tasarımı da dönemine göre devrimci bir nitelik taşıyordu; diyaloglar birbirinin üstüne düşüyor ve karakterlerden birinin diyalogu bitmeden diğerinin diyalogu başlıyordu. Buna ilave olarak sahneler arasındaki bağlantı ya ses efektleri ile ya da devam eden diyaloglarla sağlanıyordu.

Kısaca belirmek gerekirsa Citizen Kane filmi hala geçmiş ve günümüzde yer alan hayli geniş bir yelpazedeki sinemacılara ilham verebilecek bir el kitabı olma özelliğini taşımaya devam ediyor.

 

[metaslider id=”2794″]

 

 

 

 

 

 

 

Işık ve Renkli Objeler

Kategori: Kamera | 0

Işık enerjinin özel bir şeklidir ve daima bir cisim tarafından yayınlanır.

Işık veren bu cisme “Işık Kaynağı” adı verilir.

Işık uzayda bir dalga hareketiyle doğrusal olarak yayılır.

Maddi bir cisme gereksinim duymaz ve boşlukta da yayılabilir.

Basit bir cam prizma kullanarak da beyaz ışıktan renkli bir tayf elde etmek mümkündür. Prizmadan geçen beyaz ışık kendini meydana getiren bileşen renklerine ayrılır.

ışık6
Prizma ve Tayf

Dalga boylarına göre sıralanmış bir aradaki radyasyonlara “Spektrum = Tayf” adı verilir. İnsan gözü bu tayfın ancak belirli bir bölgesine duyarlıdır.

Bu bölge 380nm – 760nm (nm = nanometre, bir uzunluk ölçü birimi) arasında olan Radyasyonların karşılığıdır.

ışık7
Görünebilen Spektrum (Tayf)

Bu spektrum bölgesinde doğadaki renkler sıralı olarak kolayca ayırt edilebilir. Mor       Mavi     Yeşil    Sarı   Oranj   Kırmızı 

 Renk görme duyusu gözün ışığın değişik dalga boylarına verdiği cevaptır. Bir görsel algılama olan renk görme duyusunun oluşması için üç değişik faktörün bir araya gelmesi gereklidir.

  • Bir ışık kaynağı
  • Bir obje
  • Ve bir gözlemci

Işık bir ışık kaynağından yayılarak bir obje üzerine düştüğünde objeden yansıyarak veya objeden geçerek gözlemcinin gözüne ulaşır.

Beyaz bir tabaka kâğıt üzerine düşen beyaz ışığın dalga boylarının hemen hemen tümü eşit bir şekilde yansır.

Siyah obje üzerine düşen ışığın tümünün emilmesi ile, gri ise tüm dalga boyları azaltılmış olarak eşit şekilde yansıtıldıklarında oluşur.

Renkli katı cisimler beyaz ışığın belirli bir bölgesini emerken belirli bölgesini yansıtırlar. Renkli saydam cisimler ise – filtreler gibi – beyaz ışığın belirli bölgesini geçirdikleri için renkli görünürler. Bir kırmızı filtre yeşil ve mavi ışığı emip, sadece kırmızı ışığı geçirdiği için “kırmızı” görünür.

ışık2
Kırmızı Gül

Bir kırmızı gül beyaz ışığın mavi ve  yeşil bileşenlerini emerek kırmızı’yı  yansıttığı için kırmızı görünür.

ışık1
Sarı Papatya

Bir sarı papatya beyaz ışığın mavi bileşeni’ni emerek yeşil ve kırmızı bileşenlerini  yansıtır. Yeşil ve kırmızı’nın toplamı olarak sarı görünür.

 

ışık3
Kırmızı ve Sarı Laleler

 

Kırmızı laleler içlerindeki boyar madde pigmentleri yardımı ile beyaz ışığın mavi ve yeşil bileşenlerini emerek sadece kırmızı bileşenini yansıtır.

Sarı laleler ise yine içlerinde bulunan boyar madde pigmentleri ile beyaz ışığın sadece mavi bileşenini emerek yeşil ve kırmızı bileşenlerini yansıtırlar ve “yeşil+kırmızı = sarı” rengi verir.

Yeşil yapraklar ise içlerinde bulunan boyar madde pigmentleri (klorofil) yardımı ile beyaz ışığın mavi ve kırmızı bileşenlerini emerek sadece yeşil bileşenini yansıtarak yeşil renkte görünür.

ışık4
Renkli Filtreler

Benzer şekilde bir mavi filtre içinden geçen beyaz ışığın yeşil ve kırmızı bileşenlerini yutarak sadece mavi bileşenini, yeşil filtre mavi ve kırmızı bileşenini yutarak yeşil bileşenini, kırmızı filtre ise mavi ve yeşil bileşenini yutarak kırmızı bileşenini geçirir.

Fotoğrafçılıkta çok çeşitli ışık kaynakları kullanılır. Fotoğrafik malzemeler belirli renk değerlerine göre kalibre edilmişlerdir. Tekrarlanabilen doğru sonuçlar alabilmek ve bir standardizasyon sağlayabilmek için bu malzemeleri pozlandıracak olan ışık kaynaklarının da tanımlanması gerekir.

Bir ışık kaynağını tanımlayabilmek demek verdiği ışığın şiddetini ve renk kalitesini tanımlamak demektir. İşte bu amaçla renk kalitesini belirtmek için Kelvin cinsinden sıcaklık derecesini kullanırız.

Renk sıcaklık derecesi belirli bir ısıya kadar ısıtılan siyah cismin veya mükemmel bir ışık kaynağının Kelvin cinsinden mutlak sıcaklık derecesi olarak ifade edilir.

Burada mükemmel ışık kaynağından kasıt ısıtıldığında kendisi emme yapmadan ürettiği ışınları tamamen yansıtan kaynak demektir. Böyle bir kaynağın verdiği ışık tümüyle ulaştığı ısı derecesi ile orantılıdır.

Renk sıcaklık derecesi birimi “Kelvin” dir.

1K   =   273   +   Santigrad Derece ( C )

Gün Işığı ve yapay ışığın spektral nitelikleri birbirinden farklıdır ve her biri de kendi içinde önemli değişiklikler gösterir.

Gün ışığı 5500K renk sıcaklık derecesine sahipken yapay ışık (tungsten ışığı) 3200K renk sıcaklık derecesine sahiptir.

Renk sıcaklık derecesi arttıkça ışığın rengi turuncudan (sıcak renk) maviye (soğuk renk) doğru değişir

ışık5
Sıcak Renkler   ————————Soğuk renkler

 

 

 

Sinematografik açıdan 2014-2016 yıllarının en başarılı 10 Filmi

Kategori: Kamera | 0

 

İnterstaller

Interstellar (2014, Yönetmen:Christopher Nolan, Görüntü Yönetmeni: Hoyte Van Hoytema)

 


Mommy (2014, Yönetmen:Xavier Dolan, Görüntü Yönetmeni: André Turpin)

 

Mad Max: Fury Road (2015, Yönetmen:George Miller, Görüntü Yönetmeni: John Seale)

 

Knight of Cups (2015, Yönetmen:Terrence Malick, Görüntü Yönetmeni: Emmanuel Lubezki)

 

Carol (2015, Yönetmen: Todd Haynes, Görüntü Yönetmeni: Edward Lachman)

 

Sicario (2015, Yönetmen:Denis Villeneuve, Görüntü Yönetmeni: Roger Deakins)

 

Arrival (2016, Yönetmen:Denis Villeneuve, Görüntü Yönetmeni:Bradford Young)

 

Revenant ( 2016, Yönetmen: Alejandro González Iñárritu, Görüntü Yönetmeni Emmanuel Lubezki )

La La Land (2016, Damien Chazellei, Linus Sandgren)

Moonlight (2016, Barry Jenkins, James Laxton)