Televizyon Oyunculuğu – Sinema Oyunculuğundan Farkları

Kategori: Oyunculuk | 0

Televizyon Oyunculuğu

Bir televizyon stüdyosunda yer alan birden fazla sayıdaki kamera arasında çalışan kameraya oynamanız gerekir. Beyaz perdede çalışmaya alışmış oyuncular için bu karışık bir durum olabilir; oyuncu hangi kameraya bakması gerektiği konusunda hata yapabilir. Ama bunun da kolay bir çözümü vardır; her kameranın tepesinde bir ışık yer alır. Kamera markasına bağlı olarak bu ışığın rengi kırmızı, yeşil, beyaz veya sarı olabilir. Kamera sette kayıt yapmak için çalışmaya başladığı anda bu ışık yanar ve televizyon oyuncusu o kameraya bakar.


Televizyon Oyuncusu ve Ses


Kamera önünde rol yapan her oyuncu günün birinde lav mikrofonlarıyla çalışmak zorunda kalır. Bu mikrofon tipini “talkshow” sunucularının yakasına iliştirerek kullandığına sıklıkla rastlarız.
Eğer böyle bir mikrofonla çalışmak zorunda kalırsanız temiz bir ses elde edecek şekilde taşımaya dikkat edin; takım elbise yakalarının uzun kısmına, gömlek giyildiğinde ise mikrofon kafasının ucunun yukarı gömlek yakasından dışarı çıkıp ses toplayabilecek şekilde takılması gerekir.


Televizyon Oyunculuğu ve reklam çekimi


Bir Televizyon reklamı çekiminde yapımın amacının bir ürünü satmak olduğunu hatırlamanız gerekir. Böyle bir yapımda canlandırdığınız karakterden ziyade ürüne odaklanmanız ve onu “star” olarak betimlemeniz işin püf noktasıdır.Diyaloglarınızı okurken ürünü veya sunulan servisi vurgulamanız önemlidir.Her reklam bir yerde bilinç altına verilen mesajları taşır. Bu yüzden abartmak da o kadar istenmeyen bir durumdur.


Televizyon Oyunculuğu ve Sıtcom


Bir sitcom da oynamak gerçekten yetenek gerektirir. Komedi tarzına benzemesine rağmen sitcom anlık kahkahalara dayandığı için hız yüksektir. Sitcomda oynamak isteyen oyuncuların komedilerde rol alması ve bol bol sitcom izlemesi tavsiye edilir.


Televizyon Oyunculuğu ve Çerçeve


Bir televizyon oyuncusunun bilmesi gereken önemli kelimelerden biri olan “çerçeve” kamera objektifinin gördüğü alanı işaret eder. Kamera çerçeveleri yakın plan (kafa), orta çekim (kafa ve omuzlar), uzak çekim (tam vücut) çekimlerini kapsar.
Sitcom çekimlerinde genellikle uzak çekimler (tüm grup) ve orta çekim (2-3 kişi) kullanılır. Özellikle bir karakterin analizi üzerinde yoğunlaşacak çekimlerde ise yakın plan kulanılır.
Sinema tarihçileri oyuncuların sinemaya uygun düşecek şekilde eğitilmelerine ilk kez kalkışan kişinin ünlü yönetmen-yapımcı D. W. Griffith olduğu konusunda fikir birliğine varmışlardır. Griffith abartılmış jest ve mimiklerle karakterlerin canlandırıldığı teatral oyun tarzının sinema uygun olmadığına ve hatta komik düştüğüne karar vererek kendi oyuncularını kendi düzenlediği kurslara katılmalarını sağladı. Prova ve egzersizlerle haftalar süren bu kurslar vasıtasıyla oyuncuların bilgi ve yeteneklerini sinemaya uyum sağlayacak şekilde değiştirdi.

Oyunculuk Eğitimi – Uygulanabilir Ögeler.

Kategori: Oyunculuk | 0

Oyunculuk

Oyunculuk, yetenek faktörünün de olması ile eğitim, beceri, bilgi ve çok çalışmakla elde edilir. Öğretileri içinde özetle SÖYLEM, (Düzgün ve Anlaşılır Konuşma) BEDEN KULLANIMI (Vücut Dili), SAHNE ALAN EĞİTİMİ, KONSANTRASYON, MİMİK, MÜZİK EĞİTİMİ ve DANS çalışması gibi başlıkları sayabiliriz.

Öğrenmenin sınırı ve zamanı yoktur. Bir oyuncu, son nefesine kadar öğrenir, uygular oyunculuğu…

Başarı, söylenileni anlamak, uygulamak ve uygulamayı ısrarla çalışmakla olur. Oyuncunun uzunca dinlenme gibi fazla bir lüksü olmamalıdır. Prensiplerle günlük yaşamına başlayan oyuncu erken kalkar, gıdasını gereği gibi alır, sabah beden çalışmasını yapar, oyunculuğu ile ilgili görev almışsa onun çalışmasını, ezberini yaparak programı doğrultusunda prova ya da çekim alanına gider.

Oyunculuk eğitiminde başarısızlık, kişinin başarısız olacağını kendisine inandırması ile başlar…

Çok tehlikelidir ve asla oyuncu olunamaz. Kişi kendi adına başarısızlığını anlayamaz. Başarısızlık bir nevi tembelliktir.

Yeteneği olan her insan başarılı olabilir. Bunun sağlanması çok çalışmakla olur. Yılmadan ve azimle.

Şimdi Oyunculuk eğitimini incelemeye başlayalım; öğretileri nelerdir, öğrenmenin sınırı ve başarı ve başarısızlığın nedenleri nelerdir onu ele alalım.

Oyunculuğun temeli tiyatro eğitiminden geçer. Oyunculuk eğitimi ile öğrenilen bilgiler beceri ile birleşince rol düzeyi olan bir statü elde edilir (Sanatçı).

Tiyatro ve Sinema – ki buna TV oyunculuğu da dahildir – oyunculuk sergilenişleri farklılıklar gösterir. Sinema ve Tiyatro oyunculuğunun farkları kullanılan alanlardaki çerçevesel boyutlardadır.

Tiyatro dediğimiz zaman öncelikle Tiyatro sergilenmesine uygun bir alan gelir aklımıza. Bu alanı, sahnesi, dekoru, ışığı ve izleyici koltuklarından yapılmış kapalı ya da açık alandan oluşmuş salon, Tiyatro Salonu ya da Açık Hava Tiyatrosu diye ifadelendirebiliriz.

Sinema denilince öncelikle Tiyatro Salonu gibi ama sadece “Beyaz Perde” nin yer aldığı bir salon veya evlerimizdeki “TV ekranları” gelir aklımıza. Geçmiş zamanlarda özellikle yaz aylarında Yazlık Sinemalarda açık havada filmler gösterilerek izleyiciye değişik haz ve tat yaşatan hizmetler verilirdi.

Tiyatroda işlev olarak bir oyun – drama, Sinemada işlev olarak, Senaryonun görselleştiği bir hikaye sergilenir. 

Sinemanın bir özelliği de tek mekana bağımlı olmadan çeşitli mekanları canlı gibi göstermesidir. Sinema yazarları tarafından yazılmış oyunları ve senaryoları, bu alanlarda ve mekanlarda oyuncular, teknik ve idareci elemanların da katkılarıyla  sergiler, anlatılmak istenen hikayenin ve sinemasal görüntünün ana fikrini, izleyicilere gerektiği biçimde aktarırlar.

İnsanı insana, insanlarla anlatan Sinema ve Tiyatro oyunculuğu genelde, bir çok insanın uygulama hatta, meslek edinme gibi arzularını ortaya çıkarmıştır. Yapılan işlevin sanatsal boyutu da insanları cezbeder. Çünkü sanatta üretkenlik vardır ve üretkenliğin de sonu yoktur.

Sinema ve Tiyatro oyunculuğunu öğrenmek isteyen herkes oyunculuk tarihi hakkında da fikir sahibi olmalıdır. Her sanat dalında olduğu gibi Sinema oyunculuğunun ve Tiyatro oyunculuk sanatının da bir tarihi vardır. Diğer sanat birimleriyle aynı paralelde doğmuş, gelişmiş ve zamanımıza kadar gelmiştir. Gelişmeye de devam edecektir.

 

 

 

 

 

 

 

Karakter Yaratma – Var Olmayanı Üretmek

Kategori: Oyunculuk | 0

Karakter Yaratma

Yaşadıklarımızı, duyduklarımızı ve gördüklerimizi hayal etmemiz, hayal gücümüzü geliştirir. İmgelem, var olmayan ya da olması olanak dışı şeyler oluşturmaktır…

Karakter Yaratma’ da İmgelem’in başarılı uygulanması, hayal gücünün etkin olmasına bağlıdır.

Hayal gücünden yoksunluk bir oyuncunun, kendine özgü oyunculuğunu geliştirmesine veya yazarın yaratıcılığına engel olur.

Yaratıcı güç gelişmediği için de Karakter Yaratma eyleminde gelişme olmayacak ve buna bağlı başarı ve verimlilik asla gelmeyecek demektir.

Gözlem, imgelemenin ve dolayısıyla bir Karakter Yaratma’nın en önemli olgusudur. Çevrede olup bitenleri, insanların karakter biçimlerini, olaylar karşısındaki tepki ve etkilerini çok iyi gözlemleyip şuur altına yerleştirmek gerekir.

Karakter Yaratma’ da imgelemin uygulanması oyuncunun veya yazarın kendi görüşünün de katılmasıyla etkin biçime gelir.

İmgelemin geliştirilmesi çalışmasında sorulması gereken dört soru, kesinlikle yanıtsız bırakılmamalıdır. Bu dört soru imgelemeye bağlı olarak Karakter Yaratma’nın en gerekli unsurlarıdır.

Başarı, soruların yanıtlarından algılanan durumları, kişilik ve yaşam biçimi ile bağdaştırmaktan geçer.

Dört ana soru ve yanıtları, Karakter Yaratma’da  oyuncuya ve yazara kesin başarı kazandırır. Şimdi bu dört ana soruyu ve açılımlarını inceleyelim.

Sorulması gereken sorular. Kim, nerede, nasıl, niçin?

KİM ?

Yaratılacak karakterin nasıl bir yaşamının ve yaşının kaç olduğunu, çevresi ve insan ilişkileri ile onlara nasıl davrandığını, mesleğini ve fiziksel yapısının nasıl olduğunu belirler. Çalışmamızda bu önemli soruların yanıtlarına ilave olarak şunları da bağdaştırıp incelemeli ve yanıtını aramalıyız.

1 – Ben (Kendim) olarak yorumum ne olmalıdır.

2 – Ben (Deneyimim). Yaşam deneyimimin katkısıyla ben bu karaktere neler katabilirim.

3 – Yaşım. Yaşımın gerektirdiği durumu yorumumun içinde kullanacağım.

4 – Geçmişim. Geçmişimin içinden gelen anımsadıklarım yardımıyla iç ve dış şartların ve düşüncelerin hissedilmesinin sağlanmasını gerçekleştireceğim. 

NEREDE ?

Oyunun, zaman olarak geçtiği çağı, çağın özelliklerini, insanların karakter ve davranış biçimlerini incelemekle soruya yanıt aranır.

NASIL ?

Kamera önünde ve sahnede uygulanacak eylemin nasıl ve ne tür davranış gerektirdiğini anlamaya çalışarak yanıt aranır. O kişi nasıl yürürdü? Nasıl otururdu? Vb.

NİÇİN?

Canlandırılacak kişiliğin amacının ne olduğu sorgulanır ve bu amaca ulaşıncaya kadar ortaya konması gereken eylemlerin neler olabileceği hakkındaki sorulara yanıt aranır.

Oyuncunun Gücü: Anlatımda Tonlama Özelliği.

Kategori: Oyunculuk | 0

Oyuncunun Gücü

Bir oyuncu, olayları seyirciye aktarırken iki türlü anlatım aracı kullanır. Bunlardan birisi sessel anlatım, ikincisi bedensel anlatımdır. Her iki birim uyumlu kullanılırsa, izleyene başarılı anlatım verilmiş olur. Sözcüklerin önemi çok büyüktür. Sizin söyleyeceğiniz ve karşınızdaki kişinin söyleyeceği sözcüklerin tam olarak algılanıp anlatılması gerekir.

Bir aktör ‘Oyuncunun Gücü’ nü kullandığında, sözcüklerin ruhuna girer. Böylelikle kendi ruhuna ve yazarın anlatmak istediği gizli alanlara götürür tüm izleyenleri. Gerektiği yerde suskuları da kullanan oyuncu izleyeni, yaşatmak istediği alana götürüp yaşatır adeta. Suskuların mantıklı kullanılmaması durumunda oyun, anlaşılmaz biçime gelir. Olaylar hem oyuncu için hem de izleyen için yaşanmaz olur. Yani suskuların kullanılması da hayati önem taşır

Yaşamda insanlar sürekli hareketlilik ve eylemler içindedirler. Bu yaşamın gereğidir bir bakıma. Sabah uyanıp yataktan kalkmakla başlar eylemler ve yüz yıkamak için musluğun açılması, kurulanması, kahvaltı hazırlığı ve yenmesi, evden çıkıp işe gidilmesi, konuşmalar, konuşmaların içeriğindeki ses tonlarına etki tepki durumları vs. gibi devam eder.

Kamera önünde ve sahnede doğal olmak durumundadır oyuncu. Yapılan eylemin iyi bir denetim içinde kullanılması doğallığı kazandırır. Doğallık, yaşam içinde insanların kural dışı eylemlerinin sahneye ya da kamera önüne taşınması ile anlatılmış olmaz. İnsanların yanlışını doğallık olarak kabul edemeyiz. Ancak böyle bir kişilik taşıyorsa rol, onun gözlemlendiği biçimde uygulanması gerekir. Yapmacık hiçbir şey yapılmamalıdır. Bu oyuncu’luğa aykırıdır. Kamera önünde ve sahnede yapılacak her eylemin bir mantığının olması şarttır.

İnandırıcı Güç:

Oyuncular, kamera önünde ve sahnede, oynadıkları oyunun ve senaryonun bir metin olduğunu bilirler. Canlandırdıkları kişiler ve olaylar genellikle gerçek değildir. Üstlenilen rolün uygulamasında, “Eğer ben olsaydım nasıl davranır ne yapardım?”  sorusunu kendisine sorarak, rolün amacı ile kendi amacını birleştirip rolünü, yanıtı ile gerçekleştirebilmelidir. Ancak böylelikle canlandıracağı role inanır ve inandırır.

Her insanda var olan hayal gücü en önemli duyularımızdandır. Bunun geliştirilmesi, oyuncunun en önemli çalışmalarından biri olmalıdır. Yaşadıklarımızı, duyduklarımızı ve gördüklerimizi beynimizde geliştirerek yapılan hayal etme egzersizleri hayal gücümüzü geliştirir.

 

 

 

 

 

Tekerlemeler ve Oyunculukta Artikülasyon Gelişimi

Kategori: Oyunculuk | 0

Tekerlemeler

Söylem adına yapacağımız çok önemli çalışmalardandır.

Telaffuzu güçlendirir, söyleme akıcılık verir, dudak tembelliğinden alıkoyar, söylemimizi kolaylaştırır. Sırasıyla kesinlikle ezber yapmanızı isteyeceğimiz bu tekerlemeleri siz de üretebilirsiniz. Tekerlemeleri çalışırken açık hece kapalı hece düzeneğini kesinlikle uygulamanız gerekir. Heceler ağzınızdan anlaşılır biçimde çıkmalıdır.

Bazı tekerlemeler:

1 – Al bu takatukaları takatukacıya götür. Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalattırmadan getir.

 2 – A be kuru dayı, ne kuru sarı darı bu darı a be kuru dayı be kuzum?

 3 – Bir berber bir berbere, – Bre berber, gel beraber, Berberistan’ da bir berber dükkânı açalım demiş.

4 – Baldıran dalları ballandırmalı mı, ballandırmamalı mı? Sonra, o bala dala baldıran dalları dallandırmalı mı ballı dala dallandırmalı mı?

 5 – Bizim damda beş boz başlı beş boz eşek var,  sizin damda da beş boz başlı beş boz ördek var. Bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördek, sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe, siz de bizim gibi beş boz başlı beş boz ördek misiniz demiş.

 6 – Çatalca’ da topal çoban, çatal yapıp çatal satar, niçin Çatalca’ da ki topal çoban, çatal yapıp çatal satar?

 7 – Çilingir çiftlikteki çilli çilekar çingene, çipile çıpıla çilingir çiftçiye çifte attı.

8 – Dilber dikişçi,Dilbaz dindar Dilaver’e; Dilbaz davlumbaz dişlerini değiştir, dikişini dikmem sonra demiş.

 9 – Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergâhtan dört dev çıkar.

10 – Elalem elli ala dana aldı aladanalandı da biz elli aladana alıp aladanalanamadık. Eğer eskici Ercüment evleri eşelemeseydi, eşsiz erguvanları Esra’ya ebegümecilettirmezdi. Ebegümecilettirmeseydi elli aladana alır aladanalanırmıydık ?

11 – Fakat firketeci Fikret, fırtına Fehmi, farfara fareler, falancanın filanını familyası falsosuz fitneci Fitnat ile fakir fabrikada fiskoslaştılar.

12 – Geçen gece Gemerek’ten Gediz’e gelen Gebze’li gezginci, gizemcilerden gitarist gamzeli Gamze, gençlere, gerçekdışılıkla gerekli geyiklerle gerçeğin gerçeküstünü gördü.

13 – Horasan’lı hoppa hoca, hokkabaz hoyratlarının hotozuna hoşgörüsüyle hoşafları döktü.

14 – İbiş ile Memiş mahkemeye gitmiş. Mahkemeleşmişler mi, mahkemeleşmemişler mi?

15 – Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri, kürkü yırtık erkek kel kör kirpi,  öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü,  kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.

16 – Müessese müdürü Müştak, mühim mübadelede mücadelesiyle Mübadi Müşerref Mükerrem’i mükemmel müdafaa etti.

17 – Polatlı’lı poturan pokerci polis pokerde, Portekiz’li pokerci posbıyık politikacıyı pohpohlayarak, portföyüne pusulasını püskürttü.

18 – Romanyalı romantik romancı roman Roza Romada, rengeyik Rıza’ya rahat rahat ranza yaptı.

19 – Salepçi saf Sadık, sahtekâr süslü sabuncu Saliha’ya, salyalar saçarak sağlam saplı saldırmasını saldırıp sapladı.

20 – Şaklaban şamdancı Şerife Şadan, şatafatlı şezlongunda şaşmaz şakrak şairleri, şarapçısının Şanlı Şafak şarabıyla şaşırttı.

21 – Tokat’lı tombalacı toparlak tombala Tarık, torbasını toparlarken tombalak toplu torununun topacını torbasına tıktı. 

22 – Vurguncular vurgunda vuruştular, vuruşanlar da vuruşup vuruldular.

23 – Yoksul yoğurtçu, yol yordam bilir Yozgat’lı yobaza, yolsuzluktan yolunmuş, yorganını yavaşça yolcu etti.

24 – Ziyankâr Ziya, zibidi Ziver’ le Zincirlikuyu’da, Zile’li ziyansız Zeynep’in ziyafetinde zıpladılar.

Tekerlemeler’ in bir özelliği de anlamsız görünüp anlam içermeleridir. Söylem içinde, noktalama işaretlerine uyularak değişik varyasyonlarla tonlama da yapılmasını sağlar.

Uygulamalar:

Size yardımcı olacak bir arkadaşınız bir yakınınız varsa, doğaçlama yaparak bir konuyu, aynı tekerlemeyi yineleyerek sürdürebilirsiniz.

Örnek: İbiş ile Memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmişler mi, mahkemeleşmemişler mi? Sorusunu arkadaşınız yanıtlayabilir. – Mahkemeleşmemiş olabilirler. Mahkemeleşmiş olsalardı mahkemeleşmeye gerek olmazdı. Bu cümleler gidebildiği ölçüler içinde ilerlemelidir. Dikkat edilecek husus mahkemeleşmişler mahkemeleşmemişler sözcüklerinin cümle içinde sürekli kullanılması koşuludur.

Uygulama 1:

Kalabalık bir otobüs içindesiniz. Bombardıman başlıyor ve siz duran arabadan panik içinde inen insanlara moral vermeye çalışıyorsunuz. Kullanacağınız sözcüğü sadece 5 numaralı tekerlemeyi kullanarak gerçekleştireceksiniz.

Uygulama 2:

Bir oda ortamında üç sandalye ve orada bulanan koltukları kullanarak 15 numaralı tekerlemeyi söyleyerek önce oturduğunuz yerden ayağa kalkıp diğer koltuk ya da sandalyeye geçiniz. Tekerleme söyleminize devam ederek oturunuz. Bunu tüm oturulacak yerlerde devam ederek ortalama 15 kez tekrarlayınız. Tekerleme bittiğinde hemen aynı biçimde devam ediniz.

Uygulama 3:

      10 Numaralı tekerlemeyi sürekli, hiç kesmeden aşağıdaki gibi söyleyiniz.

      A – Mutlu bir şekilde

      B – Nefret ederek

      C – Kızgın

      D – Ağlayarak

      E – Üzüntülü

      F – Gülerek söyleyiniz. Bunu 10 kez tekrarlayınız.

Uygulama 4:

      Gününüz çok kötü geçti. Eve gelip konuk odasına giriyorsunuz. Tam koltuğa oturacaksınız dinlenmek için, telefonunuz çalıyor. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız size yemeğe geleceğini söylüyor. Stres içinde olduğunuzu belli etmeden hazırlık yapmaya başlıyorsunuz. Etraf dağınık.

          4 numaralı tekerlemeyi söylüyorsunuz tüm bunları uygularken. Açık hece Kapalı hece düzeneğine dikkat ediyorsunuz. Noktalama işaretleri ile tekerlemeyi konuma uygun tonlandırıyorsunuz.

 

Eylem Kavramının Oyunculuğa Uygulanması

Kategori: Oyunculuk | 0

Eylem:

Yaşamda insanlar sürekli hareketlilik içindedirler. Bu yaşamın gereğidir bir bakıma. Sabah uyanıp yataktan kalkmakla başlar eylemler ve yüz yıkamak için musluğun açılması, kurulanması, kahvaltı hazırlığı ve yenmesi, evden çıkıp işe gidilmesi, konuşmalar, konuşmaların içeriğindeki ses tonlarına etki tepki durumları vs. Sahne ve perde bir yerde yaşamın canlandırıldığı sanat alanlarıdır. Bu canlandırma eylemi içinde kamera önünde ve sahnede doğal olmak durumundadır oyuncu. Yapılan eylemin iyi bir denetim içinde kullanılması doğallığı kazandırır. Doğallık, yaşam içinde insanların kural dışı eylemlerinin sahneye ya da kamera önüne taşınması ile anlatılmış olmaz. İnsanların yanlışını doğallık olarak kabul edemeyiz. Ancak böyle bir kişilik taşıyorsa rol, onun gözlemlendiği biçimde uygulanması gerekir. Yapmacık hiçbir şey yapılmamalıdır. Bu oyunculuğa aykırıdır. Kamera önünde ve sahnede yapılacak her eylemin bir mantığının olması şarttır.

Eylem Kavaramı

İç ve dış eylem olmak üzere iki şekilde inceleyebiliriz eylemleri. Öncelikle iç eylem oluşur sonrasında dış eylem. Hareketsiz bir konum bile iç eylem dediğimiz durumu yansıtır. İnsan yapısı gereği, herkesin tepki verdiği olaylara tepkisiz kalıp da tepkili olabilir. Sevilen kişilerin ayrılık ya da ölüm gibi nedenlerinden dolayı çoğu kez, hiçbir tepki vermeden adeta donar kalır bazı kişiler. Burada eylemsizlik yoktur. İç eylem sürekli aktif haldedir. Her oyuncu iç eylemin oluşmasına önem vermeli ve doğallıkla eylemini gerçekleştirmelidir. İnsanların eylem oluşturmaları dış dürtüler ve iç dürtüler etkisiyle olur. Örneğin, insan durup dururken ağlamaz, koşmaz, gülmez, konuşmaz. Kesinlikle bu olayların gerçekleşmesi için bir olgu gerekir ve oluştuğunda eylem gerçekleşir. Ağlamak için ağlamanın gerektirdiği koşullar oluşmalıdır. Oyuncunun eylemleri, uygulamadaki başarısı, o eylemin psikolojik temelinin kavranması ile olur. Psikolojik bir temeli yoksa eylemin, anlamsız ve başarısız kalır.

Eylemde İnandırıcı Güç

Oyuncular, kamera önünde ve sahnede, oynadıkları oyunun ve senaryonun bir metin olduğunu bilirler. Canlandırdıkları kişiler ve olaylar genellikle gerçek değildir. Üstlenilen rolün uygulamasında, “Eğer ben olsaydım nasıl davranır ne yapardım?”  sorusunu kendisine sorarak, rolün amacı ile kendi amacını birleştirip rolünü gerçekleştirebilmelidir. Ancak böylelikle canlandıracağı role inanır ve inandırır.

Her insanda var olan hayal gücü en önemli duyularımızdandır. Bunun geliştirilmesi, oyuncunun önemli çalışmalarından biri olmalıdır.

[metaslider id=”4212″]

OYUNCULUK ve SÖYLEM; Noktalama İşaretlerinin Önemi

Kategori: Oyunculuk | 0

SÖYLEM’DE NOKTALAMA İŞARETLERİ

Oyuncunun söylem yaptığında dikkat etmesi gereken en önemli husus, söylemi içindeki noktalama işaretlerine kesinlikle uymasıdır. Bunun için noktalama işaretlerini ve ne anlama geldiğini, nasıl bir söylem içinde olacağını kesinlikle bilmesi gerekir. Biliyoruz diyorsanız öğrenmeniz çok kolay olacaktır. Tabii biliyorsanız. Bilmiyorsanız öğrenecekleriniz sizi, yine çok çabuk varacağınız hedefe götürecektir.

Şunu da açıklamak gerek. Noktalama işaretlerini genellikle yazı dilinde kullanıyorlar insanlar. Yazı dili içindeki konumlarını belki de ezbere biliyorlar. Belki de siz bile bana sanırım, hafif bir gülümseme ile baktınız. Peki, hiç düşündünüz mü? Nokta, söylemde ne işe yarar? Virgülün görevi nedir? Nasıl söylenmelidir? Ünlem işareti? İki nokta üst üste? Nasıl söylenir?

Önce, bilinen biçimiyle “nokta” işaretinden başlayalım. Evet, nokta bir cümle içinde o cümlenin sonuna konulan işarettir.

Söylemde ise, cümlenin bittiği anlamında tonlama yapılarak durulur. Bu duruş bir kez soluk alıp vermek zamanı kadardır. Bize nefes almamız için zaman sağlar.

Virgül”, yarım es verdirir. Bir cümle içinde birkaç virgül olabilir. Yine de yarım es ile cümle nokta alarak sonlanır.

Söylemde ise virgül, yazımda olduğu gibi yarım nefes durdurur bizi. Dikkat etmemiz gereken asıl husus; söylem esnasında virgüllerde, devamı gelecek anlamında tonlama ile devam edilmesidir. Yani cümle bitmez. Eğer bir cümle içinde birden fazla virgül varsa her virgül devamında ki sözcüklere, küçük bir kademe ses yükseltisi ile devam edilir. Son virgüle kadar sürer bu. Son virgül, sesi düşürür ve nokta ile sonlanır cümle.

Bazı nida içeren sözcük ve heceler virgül yerine geçer. Bir başka deyişle bu sözcük ve heceler virgüldür. Tek başlarına da anlam içerebilirler.

Örneğin:

(Lakin, ya da, veya, ama, ve)

Söylemde üç nokta (…)  yan yana olunca derin nefes alınıp duraklanır (Es) verilir. Nefes alıp verilince, başlayacak sözcüğün daha güçlü söylenmesine neden olur.

Söylemde noktalı virgül (;) sözcükte çok kısa es vererek sözcüğün devam edeceği biçiminde tonlanarak uygulanır. Devamındaki sözcükler bu anlam içinde değerlendirilir.

Söylem adına vurguladığımız temel noktalama işaretleri bunlarıdır.

Uygulamasını isteyeceğim birkaç cümle vereceğim size ve noktalamalarını dikkatle yapınız.

Uygulama:

Sonra yaklaştı yaklaştı neredeyse kalbim duracaktı

Şuursuzca çabalıyor çabalıyor çabalıyordum söyleyin bana şimdi başka türlü olabilir mi bu

Hey dikkat et düşeceksin dikkat etsene be adam

Sonra yaklaştı yaklaştı neredeyse kalbim duracaktı

Evet kazanmaktan yanayım ama her ne pahasına olursa olsun değil

Birazdan çekip gidecek ve ben gene yalnızlığımla baş başa kalacağım

Yukarıdaki birinci uygulama sözcüğünün analizini verelim diğerlerini siz yapmayı deneyiniz.

Sonra yaklaştı, yaklaştı, neredeyse kalbim duracaktı!

İkinci virgül bize sesimizin yarım ses yükselmesi gerektiğini söyler. Daha fazla virgüllerde da yarım ses yüksek söylemek gerekir. Söylem sonundaki ünlem işareti, söylemin bittiğini ve sesimizi bu biçimde sonlandıracağımızı belirtir. Unutulmaması gereken önemli husus şudur; noktalama işaretleri bize, söylem tonlaması gerekli uyumu sağlar. Ayrıca bu sözcükteki noktalamaları yazarın duygusu doğrultusunda şöyle de uygulayabiliriz;

Sonra, yaklaştı yaklaştı, neredeyse kalbim duracaktı!

 Uygulama:

Aşağıdaki manzum oyunun (Şiir tekniği ile yazılmış oyun) noktalamalarına dikkat ediniz. O noktalamalar ışığında şiiri, söylem olarak dillendiriniz. Noktalamaların niye o biçimde konulduğunu düşününüz.

 Uygulama:

TROILOS İLE KRESSİDA– WILLIAM SHAKESPEARE

ODDYSSEUS – Şu diyeceklerimden kurtulsaydık,

Troya çoktan temelinden yıkılmış,

Büyük Hektor’un kılıcı çoktan sahipsiz kalmış olurdu.

Bizde başa bağlılık, üste saygı kalmadı.

Bakın şu ovadaki Yunan çadırlarına;

Hepsi nasıl boşsa, birliklerinde öyle başı boş.

Kumanda yeri bir arı kovanına benzemedikçe,

Herkes var gücünü ortaya koymadıkça

Nasıl bal beklenir bu petekten?

Bir yerde baş belli olmadı mı,

En değersiz, değerli gibi görünür.

Gökler, yıldızlar ve bu dünya, büyük bir düzen içinde,

Başa, sıraya, mevkie, yola, yordama, ölçülere, mevsimlere,

Şekillere, görevlere, geleneklere saygı gösterirler.

İşte onun için güneş, hepsinin ortasında,

Bütün ihtişamıyla tahtına oturmuştur…

Başa saygı kalmazsa topluluklar,

Mekteplerde sınıflar şehirlerde loncalar,

Ayrı kıyılar arasında rahatça alış veriş;

Büyük evlat hakları,

Yaş, taht, taç, nam, nişan hakları,

Bütün bunlar nasıl yerli yerinde durur artık?

Saygı sıra gözetme, tellerin düzenini boz,

O zaman seyreyle gümbürtüyü!

Televizyon için oynamak

Kategori: Oyunculuk | 0

Televizyon İçin Oynamak

Bir televizyon setinde genellikle birden fazla kamera yer alır.

Beyaz perdede çalışmaya alışmış oyuncular için bu hayli karışık bir durum olabilir ve oyuncu hangi kameraya bakması gerektiği konusunda hata yapabilir.

Her kameranın tepesinde bir ışık yer alır. Kameraya bağlı olarak bu ışığın rengi kırmızı, yeşil, beyaz veya sarı olabilir.

Kamera sette kayıt yapmak için çalışmaya başladığı anda bu ışık yanar.

Televizyon için oynamak … Sesim geliyor mu?

Kamera önünde rol yapan her oyuncu günün birinde lav mikrofonlarıyla çalışmak zorunda kalabilir.

Bu mikrofon tipini “talkshow” sunucularının yakalarına iliştirerek kullandığına sıklıkla rastlarız.

Eğer böyle bir mikrofonla çalışmak zorunda kalırsanız temiz bir ses elde edecek şekilde taşımaya dikkat edin; takım elbise yakalarının “Klapa” kısmına (uzun kısmına), gömlek giyildiğinde ise mikrofon kafasının üst ucunun yukarı bakarak gömlek yakasından dışarı çıkıp ses toplayabilecek şekilde takılması gerekir.

TV Reklamı

Bir Televizyon reklamı çekiminde ise, yapımın amacının bir ürünü satmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayınız.

Böyle bir yapımda canlandırdığınız karakterden ziyade ürüne odaklanmak ve onu “star” olarak betimlemek çok önemlidir..

Diyaloglarınızı okurken ürünü veya sunulan servisi kuvvetle vurgulamalısınız.

Unutmayınız her reklam bir yerde bilinç altına verilen bir mesajdır…

Sitcom Oyunculuğu

Bir “sitcom” da oynamak gerçekten yetenek gerektirir.

Komedi tarzına benzemesine rağmen sitcom anlık kahkahalara dayandığı için tempo yüksektir.

Sitcomda oynamak isteyen oyuncuların önce komedilerde rol alması ve bol bol sitcom izlemesi tavsiye edilir.

Televizyon Oyunculuğu – Çerçeve

Bir televizyon oyuncusunun bilmesi gereken önemli kelimelerden biri olan “çerçeve” kamera objektifinin gördüğü alanı işaret eder.

Kamera çerçeveleri yakın plan (kafa), orta çekim (kafa ve omuzlar), uzak çekim (Tam vücut) çekimlerini kapsar.

Sitcom çekimlerinde genellikle uzak çekimler (tüm grup) ve orta çekim (2-3 kişi) kullanılır. Özellikle bir karakterin analizi üzerinde yoğunlaşacak çekimlerde ise yakın plan çekim yapılır.

 

 

 

 

ÇIĞLIK ATMAK

Kategori: Oyunculuk | 0

Çığlık Atmak

Bir çok oyuncu inandırıcı ve tetikleyici bir çığlık atmakta yetersiz kalır.

Korku filmleri hatırı sayılır sayıda gürültülü gerilim sahneleri taşır ve bu sahnelerin çoğu da atılan çığlıklarla gerçekleşir.

Süper bir çığlık atmak için yapılması gerekenler

Isınma:

Diğer insanlardan uzaklaşın,

Burnunuzdan derin bir nefes alarak ciğerlerinizi doldurun,

Diyaframınızı aşağı çekin,

Ağzınızı açarak çenenizi aşağı düşürün,

Ağzınızdan sessiz fakat kuvvetli bir ha—aaa sesi çıkarın, uzatın.

Bu alıştırmayı iki üç kez tekrarlayın.

Önemli not: Çığlık atmak ses telleriniz için zararlıdır. Bu yüzden çığlık sahnelerinden önce ve sonra sulu bir şeyler (tercihen ılık) içmeyi ihmal etmeyin.

Ölüyü oynamak

Bir korku filminin tüm büyüsünü yitirmesi için ölü bir oyuncunun nefes aldığını fark etmek seyirci için yeterlidir.

Bu durum bazen gerçekleşir de…

Uzun süren çalışma saatlerinin ve ardı ardına tekrarlanan sahnelerin getirdiği yorgunluk sonucunda bir oyuncu çekim yapan kameranın üzerinde olduğunu fark etmeye bilir.

Eğer bir filmde ölen bir karakteri canlandıracaksanız filmin katili olmamak için uygulayabileceğiniz bazı ipuçları:

Kadrajda olduğunuz zaman kameranın çalışıp çalışmadığını kontrol ediniz.

Çekilmekte olan bir sahnede yer aldığınızda ve sahne nefesinizi zorlukla tutacağınız kadar uzun olduğunda; yavaş ve sığ nefesler alabilirsiniz.

Nefesinizi boyun ve gırtlak bölgesinde tutmaya odaklanın. Ciğerlerinizi tabii ki çalışacak, fakat göğüs boşluğunuz hareket etmeyecektir.

Gerilim ve psikolojik gerilim

Gerilim ve psikolojik gerilim filmleri oyunculuğu korku filmlerine nazaran biraz daha incelik gerektirir.

Bu tarz filmlerde izleyici korkutan şey, korku filmlerinde sıklıkla rastlanan “şok” edici kanlı kesip – biçme sahneleri yerine,  zihnin alt seviyelerinde yarıtılan korku algısına dayanır.

Dolayısıyla oyuncunun başarıyı yakalayabilmek için kendi ruhunun derinliklerinde yatan korku ve nevrozları araştırarak yüzeye çıkarması, ardından canlandırdığı karaktere aktararak sergilemesi gerekir.

Hayal gücünü kullanmak

Bazen oyuncular var olmayan varlıklara karşı oynarlar…

Bu özellikle fantastik canavarların yaratıldığı bilgisayar animasyonları (CGI karakterleri) kullanan korku filmlerinde geçerlidir.

Bu tarz sahnelerde partnerinizi yaratabilmek için hayal gücünüzü kullanmanız gerekir.

Yönetmeniniz size partnerinizin neye benzediği hakkında gerekli bilgiyi vermeye çalışır veya bir maketini göstererek hayal gücünüzü canlandırabilir.

 

Nasıl Gülünür? Korku filmlerinde oyunculuk

Kategori: Oyunculuk | 0

Nasıl gülünür?

Bazı oyuncular için bir sahnenin çekiminde gülme ve ağlama eylemi arasında hiç bir fark yoktur.

Dikkatinizi partneriniz, kamera ve yönetmen arasında eşit şekilde dağıtarak sahne ile bütünleştirirseniz “gülmek” kendiliğinde gelecektir.

Senaryoya bağlı kalarak yönetmenin talimatı doğrultusunda karakterinize uygun “gülme” tipini seçmeye çalışın.

Bazı sahneler tüm bedeninizle atacağınız bir kahkaha gerektirirken, bazen de küçük bir  “kıkırdama” yeterlidir.

Nasıl gülünür sorusuna karşılık FİZİKSEL KOMEDİ

En eski geleneksel komedi türlerinden biri de “Fiziksel Komedi” dir.

Bu tarz komedide yalnız sözler değil bedensel hareketler de komedi unsuru olarak kullanılır.

Vodvil komedyenleri bu türün ustaları olarak “Sinema Tarihi” ndeki yerlerini almışlardır. Charlie Chaplin, Buster Keaton, Harold Lloyd, Bob Hope, Jack Lemmon nasıl gülünür sorusunun cevabını en iyi bilen isimlerden bazılarıdır.

Günümüzde ise sinemada bu türün önde gelen isimlerinden biri olarak Jim Carrey’i sayabiliriz..

 Komedi Türleri

Komedi kelimesi Yunanca anlamı ‘kutlama’, ‘eğlence’ olan ‘Komos’ kelimesinden gelir.

Bu kelime ‘komik’ bir durum anlamına gelebilir de, gelmeyebilir de.

Genellikle şiddeti gitgide artarak devam eden bir çatışmayı ve ardından gelen mutlu sonu tanımlar.

Komediyi incelersek değişik türleri olduğunu görürüz;

Fars: Yüksek enerjili bir dramatik komedi parçasıdır. Gerçekleşmesi zor olayları, abartılı bir şekilde vurgular.

İmbroglio: Belirli bir problemi oyunda yer alan kahramanların karakterleri çerçevesinde çözme girişimlerini sergiler. Tipik olarak oyunun kahramanı çözüme giden yolculuk boyunca çeşitli hatalar ve yanlış kararlar verir ama kapanış mutlu sona ulaşarak gerçekleşir.

Pandomim: Genellikle çocuklar için tasarlanan, drama, dans, mim ve spolama komedisi unsurlarını bir araya getirerek eğlendiren ve güldüren bir tiyatro denemesidir.

Korku filmlerinde oyunculuk

Korku filmleri oyunculuğunun en hassas noktası inandırıcılığı yakalayabilmektir.

Zaten bir korku filmi genellikle doğa üstü olayların ve karakterlerin yer aldığı bir yapımdır ve bu tarz bir filmde inandırıcılığı yakalayabilmek başarılması en zor ve olmazsa olmaz hususlardan biridir.

Böylesine inanılması güç bir dünyada canlandıracağınız karakterin güvenirliği ve bütünleyiciliği esastır.

Karakteriniz üzerinde araştırma ve alıştırma yapmanız gerekir; karakterin duygusal çekirdeğini oluşturan öğeler nelerdir? Karakteri olaylara güdüleyen motifler nelerdir?

Özellikle kendini tehlikeye attığı sahneler üzerinde çalışmanız tavsiye edilir. Vs.

ŞOK!

Korku filmlerinin en önemli unsurlarından biri şok faktörüdür.

Filmin en vurucu öğesi olan şok faktörü ise genellikle son derece sakin ve durağan sahnelerin ardından gelir.

Bu sakin sahnelere gereken önemi vermeyi ihmal etmeyiniz…

Bu sahnelerde ne kadar sakin bir oyunculuk sergilerseniz ardından gelecek o vurucu şok sahnesinde o kadar başarılı olursunuz.

Kanla çalışmak ve diğer korkunç şeyler

 

nasıl gülünür1
“Carrie”

 

Korku filmlerinde yer alan olaylar günlük yaşamda sıklıkla karşılaştığımız olaylar değildirler; her gün kalbinizden bıçaklanmazsınız veya arkadaşınızın kafası kopup önünüze düşmez …

Sizin göreviniz bu gerçekçi olmayan sahneleri gerçek hale dönüştürmektir.

Kamera motor demeden önce birkaç dakikalığına bir köşeye çekilip meditasyon yapmak, biraz sonra içine düşeceğiniz karanlığa kendiniz alıştırmaya çalışmak yararlı olabilir.

Ama bir kez sahnede yerinizi alıp kameranın motor demesini beklerken tüm realiteyi ve yaptığınız meditasyonu unutup, var olan enerjinizle bu yapay realiteye dalmanız gerekir.