Chloé Zhao – Küçük Çinli Kızın Büyük Başarısı.

Chloé Zhao

Chloé Zhao , Zhao Ting 31 Mart 1982 de Çin, Pekinde dünyaya geldi.

Babası Zhao Yuji, Çin’in en büyük çelik üreticisi Shougang Group’un CEO’su ve emlak kralıydı. Annesi ise sağlık görevlisiydi. Aklının dikine giden ve başını sık sık derde sokarak ailesine zor anlar yaşatan asi bir çocukluk yaşadı. Okulda da çok tembeldi.

Chloé Zhao sinemayı çok seviyordu favori filmi ise Wong Kar-wai’ inin “Happy Together” filmiydi. 15 yaşındayken tek kelime İngilizce bilmemesine rağmen babası onu İngilteredeki Brighton College’e eğitim görmesi için gönderdi.

Chloé Zhao anne ve babasının boşanmasından sonra hayran olduğu Batı Pop kültürünü daha iyi tanımak için Los Angeles e taşındı.

Massachusetts’deki ‘Mount Holyoke College’ de Poitik Bilimler okuduktan sonra New York Universitesi ‘Tisch’ Güzel Sanatlar Okulunda Film Yapımcılığı eğitimi aldı. 

2015 yılında Chloé Zhao ilk uzun metraj filmini yönetti  “Songs My Brothers Taught Me”.

Bir Lakota Sioux kızılderisi ile kız kardeşi arasındaki ilişkiyi anlatan öyküyü Güney Dakota’ daki Pine Ridge Kızılderili Rezervuarında çekti. Film Sundance Film Festivali ve  Cannes Film Festivali’nde beğeni ile izlendi.

2017 de Chloé Zhao çağdaş bir Western draması olan  “The Rider” filmini yönetti. Film profesyonel binicilik kariyeri ölümcül bir kaza ile sonlanan Brady Blackburn’ün hikayesini anlatıyordu. Ve bu karakteri canlandıran Brady Jandreau’un da gerçek yaşam öyküsüydü.

Filmin yapımcılığını ilk filminde olduğu gibi babası Yuji Zhao üstlenmişti.

2018 yılında Chloé Zhao üçüncü filmi olan “Nomadland”i yönetti. Baş rolde Frances McDormand’un yer aldığı fim bir RV ile Amerika’nın Batısında dört ay süren bir seyahat sürecinde isimsiz oyuncularla çekilmiş. Prömiyerini Vanedik Film Festivalinde yapan “Nomadland” Altın Aslan Ödülüne layık görüldü. 

Ardından 2020 Toronto Uluslararası Film Festivali’nde İzleyici Ödülünü aldıktan sonra Şubat 2021 de Searchlight Pictures firması tarafından dağıtılarak gösterime girdi.

‘Golden Globe-Altın Küre’ ödüllerinde En iyi Yönetmen ödülünü kazanarak 1984 yılında Barbra Streisand’ tan sonra bu ödülü alan ikinci kadın yönetmen oldu.

  1. Oscar Ödüllerinde ise aynı başarıyı tekrarlayarak Kathryn Bigelow’dan sonra En İyi Yönetmen Ödülünü alan ikinci kadın yönetmen oldu.

“Nomadland” En İyi Film Ödülünü almasının yanısıra başrol oyuncusu Frances McDormand’ a En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü kazandırarak üçüncü Oscar’ını getirdi.

Son projesi ise “Dracula”.

Universal yapımcılığında  kendi tarzından sapmayarak bilimkurgu western türündeki “Dracula” filmini yazıp yönetecek.

Chloé Zhao’nun aynı zamanda yapımcılığını da üstleneceği bu ünlü vampirin modern  uyarlaması, fütüristik bir evrende geçecek ve bilimkurgu ile western türlerini harmanlayacak. Filmin konusuyla ilgili detaylar şu an için gizli tutuluyor.

Fakat ne yazık ki Zhao’ya kendi ülkesi Çin’den sansür geldi.

Pekin doğumlu Zhao’un başarısı, uluslararası basında geniş yankı uyandırırken, Çin devletinin resmi yayın organları CCTV ve Xinhua bu başarıyı görmezden geldi.

Ülkenin sosyal medya platformlarından Veybo’da, 14 milyondan fazla takipçisi olan film dergisi Watch Movies tarafından Zhao’nun yönetmenlik başarısını duyuran bir bildirim, paylaşılmasından birkaç saat sonra silindi. Ayrıca “Chloé Zhao, en iyi yönetmeni kazandı” etiket çalışması da sansüre maruz kaldı.

 

 

 

Ustalardan Kısa Film’ ler ; Guillermo Del Toro ve “Geometria – Geometri”

Ustalardan Kısa Film’ ler

Kısa film dünyası genç sinemacılar için laboratuvar gibidir; varlığını sürdüremezse o ülkede sinema zor gelişir. Amatör sineması olmayan bir ülkede nitelikli işler çıkaran profesyonel sinemacılar da olmaz.

Dünya sinemasına baktığımızda günümüze kadar gelen birçok ünlü yönetmenin kariyerlerinin başlangıcında en az bir kısa film çektiklerini ve sinema alanında söz sahibi olmaya başladıkları dönemde bunları adeta bir sinopsis gibi kullanıp, geliştirerek uzun filme dönüştürdüklerini görürüz.

Bazı yönetmenlerin kısa filmleri ise başka sinemacıların çalışmalarına ilham kaynağı olmuştur.

Bu bağlamda bir Ustalardan Kısa Film örneği vermek gerektiğinde usta yönetmen

Guillermo Del Toro’nun gençlik döneminde çektiği “Geometria – Geometri” yi verebiliriz.

“Geometria – Geometri”

Yönetmen: Guillermo Del Toro

Senaryo: Guillermo Del Toro

Yapımcılar: Guillermo Del Toro, Juan Carlos Muñez, Antonio Hernandez, Javier Antonio Soto

Kast: Fernando Garcia Marin, Guadalupe Del Toro, Rodrigo Mora.

Yıl: 1987

Süre: 8 dk. 54 sn. (orijinal kesim), 6 dk. 30sn. (yönetmen kesimi)

Ülke: Meksika, İspanya

Bütçe; 1000.- dolar.

Fantezi- korku-komedi diyebileceğimiz bu Ustalarda Kısa Film örneği Fredric Brown’ın “naturaly” isimli kısa hikayesine dayanıyor. Meksika’da çekilmiş ve Guillermo Del Toro’nun onuncu kısa filmi. Filmin kurgusu yönetmen tarafından ikinci kez yapılarak kısaltılmış ve beğenmediği kısımlar çıkarılarak arzu ettiği şekilde sonlandırılmış.

Plot;

Bu Ustalardan Kısa Film örneği, bir evin salonunda masa başında bir şeyler çiğnerken, elindeki kalemi sallaya sallaya mektup okuyan Meksikalı kadın ile başlar.

Okuldan gelen mektup oğlunun geometri dersinde başarısız olduğunu bildirmektedir.

Anne, oğluna geometri sınavından üçüncü kez kaldığını ve ancak bir mucizenin onu kurtarabileceğini söyler, aynen babasına benzediğini belirmeyi de ihmal etmeyerek aldırmaz bir eda ile televizyonu açar. Çocuk annesini karşısına dikilerek alçak fakat kararlı bir sesle (arkasındaki duvarda yarı beline kadar çıplak bir adamın fotoğrafı asılıdır – baba)  bir daha asla geometride başarısız olmayacağını söyler ve odadan çıkar,

Karanlık ve esrarengiz görünümlü odasında ders çalışmak yerine kara büyü kitabından yararlanarak şeytan çağırmaya karar verir. Şeytandan korunmak amacıyla parmağını jiletle keserek yere akıttığı kendi kanı ile bir “pentagon – beşgen” şekli çizer.

Salonda bıraktığımız anne elinde dev bir plastik bardak, “The Exorcist” filminden bir kolaj seyrederken oğlunun odasında gelen sesler duyar, yerinden kalkarak odaya girer.

Odaya girmesi ile birlikte kendini kanlı Pentagon’un içinde bulur. Çocuk o şeklin kendi korunması için çizildiğini ve basmaması gerektiğini bağırarak anneye bildirir. Kadın aldırmaz kısa bir hıçkırığın ardından (kadın arada sırada hıçkırmak tadır) korunmayı gerektirecek bir durum olmadığını söyler.

Ansızın duvarda ışıklı bir kapı açılır ve saklandığı yerin çok dar olduğundan şikayet ederek şeytan (suratı “Exorcist” filminde şeytanı canlandıran oyuncu Linda Blair’e benzemektedir) odaya girer.

Çocuk şeytana iki dileği olduğunu söyler; birincisi geometri dersinde başarılı olmak, ikincisi üç ay önce bir kazada kaybettiği babasının dirilmesidir.

Şeytan hiç tereddüt etmeden “OK” der ve ikinci dileği hemen yerine getirir, baba odada belirir ama artık çürümüş bedeni ile çılgın bir zombiye dönüşmüştür. Korkan kadın haç çıkarır ve tanrı ve azizler adına geldiği yere dönmesini ister.

Baba önce anneyi öldürür ve yer. Şeytan çocuğa teslim olmasını söyler, çocuk reddeder; çünkü pentagon’un koruması altındadır. Şeytan güler ve çocuğa yere bir pentagon değil hiçbir büyülü özelliği olmayan “hexagon – altıgen” şekli çizdiğini söyler (geometri dersi).

İkinci dileği yerine getirdiğini, ailenin bir arada olduğunu, şimdi sıranın birinci dileğe geldiğini ve bir daha asla geometri dersinde başarısız olmayacağı için olaya olumlu yönden bakması gerektiğini söylerken baba arkadan yaklaşır ve çocuğun kafasını yakalayarak geriye çeker.

Çocuk bu durumun haksızlık olduğunu belirtir, şeytan yadsımaz, “evet” der. Bir el çocuğun boynuna uzanır ve sahne parçalanma sesleri altında kararır.

Film, Jenerik müziğinde sözleri ayna kırılması, kara kedi geçmesi, merdiven altından geçmemek, 13. Cuma’nın uğursuz olması vs gibi dini inançların yerine geçen batıl inançların insanı ne kadar aptallaştırdığını anlatan İspanyolca bir şarkı ile biter.

Koyu Katolik bir ortamda yetişen Del Toro korku hikayelerini peri masalları tarzında anlatmaktan hoşlanan bir yönetmen. Dini temaları, kusurlu ve özürlü olmayı yücelten fikirleri, yer altı ve haşarat görüntülerini kullanmayı seviyor.

Guillerme Del Toro’nun gücün sembolü olarak gördüğü canavarlara, zombilere, vampirlere, doğa üstü yaratıkları karşı da özel bir ilgisi var.

Tabii bu ilgi “Chronos” filminden başlayarak “Hellboy”, Oscar ödüllü 2006 yapımı “Pan’s Labyrinth – Pan’ın Labirenti”, 2013 bilim kurgu canavarı “Pacific Rim – Pasifik Savaşı” ve 2017 yapımı 65 milyon $ bütçeli ve 195 milyon $ gişe hasılatlı  2018 Altın Küre Ödüllü “Shape of Water” filmlerine doğru izleyici beğenisi ile paralel bir şekilde ilerliyor.

Yönetmen koyu ve doygun renkli görüntülerle anlattığı ölüme ve korkuya dayalı konuları bir espri anlayışı ile süslemeyi de ihmal etmiyor bu Ustalardan Kısa Film örneği.

 https://youtu.be/IjDP7rPFGAA

 

 

Sokak Tiyatrosu’ ndan Beyaz Ekran Tiyatrosuna

Sokak Tiyatrosu:

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Kutlu Olsun…

Geleneksel tiyatro yapıları dışında, açık havada, herhangi bir yerde, sokakta, parkta, meydanda oyunlar oynayan tiyatro Sokak Tiyatrosu olarak adlandırılır. 

Siyasal amaçlı olanların bazıları çok radikal olduklarından bunlara “Gerilla Tiyatrosu” adı verilmiştir. Sokak Tiyatro’ ları özellikle genç tiyatrocular tarafından gerçekleştirilen, kısa yoldan iletide bulunan ve gösteri süreleri onbeş dakikayı geçmeyen oyunları içeren topluluklardır. 

Sokak Tiyatrosu’ na örnek; Pirandello’nun “Altı Kişi Yazarını Arıyor”u ile Weiss’ın “Marat/Sade”ı

Covid-19 gölgesi altında yaşayan günümüz Dünyasında ise Sokak Tiyatro’ sunun o samimi havasından gösteriyi icra edenlerle izleyenlerin arasında fersah fersah mesafelerin olduğu on-line gösterilere geçtik.

Prestijli festivaller on-line yapılıyor. Ödül alan oyuncular yatak odalarında pijamaları ile görüntü karelerine girip verilen ödüle teşekkür ediyor.

Gerçek görsellikle sanal gerçeklik aynı olmasa gerek. Nasıl on-line eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutamıyorsa seyircinin gözlerinin içine bakarak oynayan bir oyuncu ile görmediği izleyiciye oynayan bir oyuncunun aynı duyguları taşıması çok zor.

Benzer şekilde izleyici de parlak bir ekranda izlediği bir gösteriye ne kadar yoğunlaşabilir ki!

Umarız Pandemi etkisi altındaki bu karanlık ve soğuk günler kısa sürede sonlanır ve eski sosyal sıcaklığına kavuşur dünyamız.

En azında restoranlardan alınan yemeklerin sokakta yendiği gibi açık havada Sokak Tiyatro’ su gösterilerine dönemezmiyiz?

Kara Film Geleneğinin muhteşem bir örneği -“Seven – Yedi” ve David Fincher.

Seven – Yedi, 1995.

Yönetmen: David Fincher. 

Görüntü Yönetmeni: Darius Khondji

Oyuncular: Brad Pitt, Morgan Freeman, Gwyneth Paltrow, Kevin Spacey.

Süre: 127 dak.

Bütçe: $ 33 milyon.

Hasılat: $ 327 milyon. 

“Seven – Yedi”, Film Noire – Kara Film türünün en iyi 20. Yüzyıl örneklerinden biridir.

Sürekli yağmur yağan bir şehir, baskın gri-mavi tonlar, karanlık mekanlar, gölge ve ışığın kesiştiği cinayet mahallerinde işkence görmüş iğrenç bedenler… 

David Fincher filmlerine aşina olanlar yönetmenin seri katillere, soygunculara ve canilere meraklı olduğunu bilirler.

Iyi bildikleri diğer bir hususta Fincher’in sinematografik anlatımda uygulanan özel teknik yöntemlere takıntılı bir biçimde bağlı olduğudur. Bu teknik takıntının ürettiği karanlık görüntüler ve sahnelerdeki görsel mükemmeliyet yönetmenin yer yer şok edici hikaye anlatımında kullandığı silahları olarak algılanır ama yönetmenin asıl gizli silahı oyuncularla kurduğu insansı ve sıcak bağın ürettiği yönetim kabiliyetidir. Bu bağ sayesinde Fincher, teknik takıntılı bir robot benzeri  kişiliğinin yanısıra, oyuncularının canlandırdığı karakterlerin orijinine ve en derin katmanlarına ulaşmasını sağlamayı başarır.  David Fincher’in dehası bu iki zıt özelliğin bir arada bulunabilmesinden kaynaklanır.

Fincher’in kullandığı sinematografik tekniklerin başında geniş açı çekimler gelir; böylece izleyici karakterin çevresi ve yaşadığı o anki durum hakkında fikir sahibi olacaktır. Geniş Açı çekimler genellikle konuyu uzaktan gösteren nötr cekimlerdir. Fakat David Fincher filmlerinde tam zıt etki yaratır; izleyiciyi yüreğinden yakalar ve karakterin tam o andaki durumunu etkileyici bir şekilde sunarak bir sonraki aksiyonu hakkında tahminde bulunmasını sağlar.

Bir karakterin diğer karakterler üzerinde kurduğu baskıyı vurgulamanın en etkin yollarından biri o karakteri alt açıdan çekmektir. Fincher bu tekniği çok iyi kullanır. “Seven” filminde    Kevin Spacey’nin canlandırdığı kimliği belirsiz seri katilin ( John Doe) sahnelerinde bu durumu çok iyi gözlemleriz; Spacey çekim karesinin tam ortasında yer alır, arkadan aydınlatılır, böylece bedeninin, özellikle başının etrafında bir “Halo-Hale” oluşur ve etrafındaki herkesi ezecek şekilde alt açı çekim yapılır.

Fincher’in çok cimrice kullandığı çekim tekniklerinden biri de close-up ( yakın plan ) çekimlerdir. Yakın plan çekimleri ancak büyük bır değişimi,  dramı veya duygusal çöküşü vurgulamak ve izleyicinin ilgisini önemli bir noktaya çekmek istediğinde kullanır. Aynen yine “Seven – Yedi” filminde Dedektif Mills’in ( Brad Pitt ) seri katilin son kurbanı karısının ( Gwenyht Paltrow ) hamile olduğunu öğrendiği sahnedeki suratına yapılan yakın plançekimde olduğu gibi; sonsuz acıyı,  birbiri ile çelişen duyguları ve çöküşü gözlemleriz. Bu sahneden sonra diğer üç karakterin çekimleri de yakın plandır.

Karakterlerin farklı yapılarını vurgulamakta kullandığı diğer bir sinematografik enstrüman ise ışık – aydınlatmadır.

Bu bağlamda Fincher Kara Filmlere gücünü veren ışık ile karanlık arasındaki bağlantıyı ustaca kuran ve uygulayan yönetmenlerin başında gelir. Filmde, Dedektif Mills ( Brad Pitt) ve Dedektif Somerset ( Morgan Freeman) üstündeki aydınlatma % 100 mantıksal ve sabittir. Güneş Mills üzerine daima arkadan ve soldan gelir. Somerset ise önden ve sağdan aydınlatılır. Böylece ışık karakterlerin bir parçası olur ve onlarla birleşerek izleyicinin o karakteri tanımasına yardımcı bir alt-metin işlevi görür.   Mills ve Somerset fazla değişken olmayan karakterlere sahiptirler. Seri katil ise çok değişkendir ve kimliğinin katmanları vardır. Dolayısıyla onu aydınlatan ışık da değişmelidir.  Çekilen her sahnede değişir de… Bazı yakın plan çekimlerde arkadan aydınlatılır. Bazılarında ise hem sağdan, hem soldan. Hatta bazı sahnelerde güneş yüzüne vurur. Işığın sadece açısı değil yapısı da değişir; bazen keskin-parlak, bazen dağınık – diffüz.  Bazı sahnelerde ise karaktere bir aziz görünümü vermek istercesine bedeni etrafında bir hale oluşturacak şekilde arkadan verilir.

Filmde Fincher’in çok seçici olarak kullandığı diğer bir teknik de kamera hareketleridir. David Fincher karakter zorlamadıkça kamerayı hareket ettirmez. Kamera görüntü karesindeki karakterin hareket ve davranışlarına göre hareket eder; yani aksiyona kilitlenmiştir. Bazen karakter ve kamera beraberce büyük hareketler yaparlar, bazen de bir göz kırpmasını takip edecek küçük ’tilt’ler. Hatta bazen de karakterin hareketini değil düşüncesini takip eden çekimler.

David Fincher “Mank” filmi ile de 2021 Oscar Ödüllerinde 10 dalda aday gösterilerek bir rekor kırdı.

Mank, 1941 yapımı “Citizen Kane” filminin senaristlerinden olan Herman Mankiewicz’ in hayat hikayesini konu ediyor. David Fincher’ in yönetmen koltuğunda oturduğu filmde Herman Mankiewicz’ i Gary Oldman canlandırıyor. Bu biyografik yapımın hikayesi de David Fincher’in babasının ölmeden önce yazdığı senaryoya dayanıyor.

[metaslider id=”4290″]

’ Paranoid : Her Şey Sil Baştan’ Psikolojik Gerilim Filmi 19 Martta Gösterime giriyor

Paranoid

Yönetmenliğini, Doğuş Arslan’ın yaptığı, başrollerini, ünlü oyuncu Emre Tetikel ’in, Meryem Turan ile paylaştığı ‘’ Paranoid : Her Şey Sil Baştan’’, 19 Mart 2021’de, B Kare Film tarafından, gösterime giriyor.

Gerçek olayların ve karakterlerin anlatıldığı, Gerilim türündeki bu filmin her saniyesinde, akıl sağlığının ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor.

Müziklerini Toprak Kardeşler’ in üstlendiği Senaryo, 2019 yılında, İstanbul’un ücra bir semtinde bulunan sanatoryumda yaşanan çok garip olaylar konu alıyor. Hikâye, Mitat ve Masal adında iki farklı karakterin, hayatlarının sanatoryumda kesişmesi üzerine ilerliyor.

2. ve 3. Serisinin hazırlığına şimdiden başlanan, gerçek olaylara dayanan bu filmde, anlatılan tüm garip olaylar, seyirciyi dehşete düşürecek sırlar barından bir öykü ile birleşiyor.

FRAGMAN: https://www.youtube.com/watch?v=8ln1NX9fA3s

 

Filmin Türü: Gerilim

Yönetmen: Doğuş Arslan

Oyuncular: Emre Tetikel, Meryem Turan, Emre Karaoğlu, Gülşen Sezen

Senaryo: Doğuş Arslan

Müzik: Toprak Kardeşler

Görüntü Yönetmeni: Vedat Karadeniz

Kurgu: Yalçın Kaya

Vizyon Tarihi: 19 Mart 2021

Süre: 110 dk

Türkiye Dağıtım: B Kare Film

Yapımcı: B Kare Film

Yapım Yılı: 2021

Ülke Türkiye

https://boxofficeturkiye.com/film/paranoid–2015403

 

Block Buster Kelimesinin Kökeni

Block Buster

Artık yaygın bir sinema terimi haline dönüşen ve Türkçeye “Gişe Kapatan” veya “Gişe Canavarı” şeklinde çevrildiğine sıklıkla rastladığımız İngilizce Block Buster kelimesi ilk kez 1942 yılında Bellingham Herald gazetesinde askeri bir terim olarak okuyucu karşısına çıkıyor.

İkinci dünya savaşının devam ettiği o yıllarda İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerince kullanılan tahrip gücü çok yüksek 2 tonluk büyük bombalara verilen bir isim. 

Nedense Hollywood sineması tarafından hemen benimsenmiş. Bu terim önceleri iyi gişe hasılatı yapan yaz filmleri için kullanılmış.

Steven Spielberg’in $100,000,000 gişe hasılatı yapan ve bir klasik haline dönüşen 1975 yapımı “Jaws” filminden sonra Block Buster genel bir sinema terimine dönüşmüş. Etkin bir pazarlama ağı ile sunulan büyük bütçeli ve büyük gişe hasılatlı filmleri tanımlamak için vaz geçilmez bir terim olmuştur.

Block Buster kelimesinin kullanımı 1980-1990 yıllarında karşımıza çıkan Video kaset döneminde de hız kesmeden devam etmiş.

Blockbuster ismi ile kurulan video şirketi Amerika’nın en büyük dağıtım ağı haline gelerek tüm evlere video kaset taşımıştır.

Günümüzde beyaz perde gösteriminin yanısıra (VOD) “Video On Demand – Talebe Bağlı Video” sistemi ile Netflix, Amazon, Hulu gibi video yayım şirketleri de büyük bütçeli, bol starlı, yaygın bir pazarlama ağı ile tüm dünyaya sunulan filmler için aynı terimi kullanmaya devam ediyorlar. .

Hece Düşmesi ve Hecelerde Kaynaşma. Oyunculuktaki Önemi.

Hece Düşmesi ve Hecelerde Kaynaşma

Bir oyuncunun ister sinemada ister tiyatroda olsun iyi bir oyuncu olabilmesi için her şeyden önce diyaloglarının izleyici tarafından kolay anlaşılabilir olması gerekir.

Hece Düşmesi ve Hecelerde Kaynaşma kurallarını bilmek anlaşılır diyaloglar üretmenin en kolay yoludur.

Ağzımızdan bir çırpıda çıkan tek ses ya da birleşik sese HECE denir. Heceler sesli ve sessiz harflerden oluşurlar. Hece Düşmesi ve Hecelerde Kaynaşma güzel konuşma ve oyunculuk bağlamında büyük önem taşır.

Türkçe’mizde söylem adına temel niteliğinde olan iki tür hece vardır. Bunlar, Açık Hece ve Kapalı Hece’dir. Türkçe öğretilerinin içinde var olmasına karşılık nedense bugüne kadar önemini bir kimse anlatmamış, adeta anlatılmaması için çaba gösterilmiştir. Oysaki bunun bilinmesi Türkçe’nin akıcı ve düzgün konuşulması bakımından zorunludur.

Açık hece sesli harflerle biten hecelerdir. Bir başka anlatımla bir sessiz harfin ardına sesli harf gelirse açık hece olur.

Örneğin;  La – ge – su – yo – şu – gı – mi – dü – vs

Kapalı hece sessiz harflerle biten hecelerdir. Bir başka anlatımla bir sesli harfin ardına sessiz harf gelirse kapalı hece olur.

Örneğin; bir – ses – sol – bor – ray – tip – lüp – sur – vs

Birinci hecesi açık, ikinci hecesi kapalı dar sesli ile biten iki heceli sözcüklerden sonra sesli ile başlayan bir ek gelirse kapalı hecedeki sesli harf düşer.

Örneğin;

Fikir – e   Fikre

Karın – ı   Karnı

Kıvır – ak   Kıvrak

Göğüs – ü   Göğsü

Hece konumundaki sözcüklere herhangi bir ek ulanırsa hecedeki veya ekindeki sesli harf düşer.

Örneğin;

Nere – de   Nerde

Salın – acak   Salıncak

İye, iken, imiş, ise, idi ekleri sesli harfle biten sözcüklere ulandığında (İ) sesleri (Y) sesine dönüşür.

Örneğin;

Okulda – imiş   Okuldaymış

Okulda – ise   Okuldaysa

Öğrenci – idi   Öğrenciydi.

Kitabı – ile   Kitabıyla

Akıllı – iken   Akıllıyken

Sesimizin de notalar gibi söylemde melodisi vardır. Bunu sağlayan açık ve kapalı hecelerdir. Şuur altına indirildiğinde görülecektir ki bu hece uyumu, yani Hece Düşmesi ve Hecelerde Kaynaşma kuralını iyi bilmesi kişinin konuşmasında onu ayrıcalıklı kişi yapacak ve herkesin beğenisini kazanan bir oyuncu haline getirecektir.

Hecelerde Kaynaşma

İki sesli harfin yanyana gelmesi durumunda iki sesli arasına bir sessiz harfin girmesiyle asıl sözcüğe kaynaşma oluşur. Kaynaştırma sessiz harfleri  (y,  n,  s,  ş) harfleridir. Bunları örnekleyelim.;

Y sessiz harfi: Sesli ile biten sözcüklerin ardından gelen (a,e,i) durumsal eklerin arasına konur.

Örneğin;

Tiyatro -a     Tiyatroya

Bahçe – i      Bahçeyi

Cadde-i       Caddeyi

Müze -e       Müzeye

N sessiz harfi: İsim tamlamalarında sesli harflerle biten sözcüklerin arasına konur.  

Örneğin:

Kapı – ın  kolu    Kapının kolu

S – Ş sessiz harfi: İsim tamlamalarında sesli ile biten sözcüklerle  (i, ı, e) tamlayan eki arasına konur.

Örneğin:

İki – er       İkişer        

Yedi – er   Yedişer     

Altı-ar     Altışar

 

 

 

2020’nin popüler kameraları.

2020’nin popüler kameraları

İster hikâye anlatmak, ister müzik video, belgesel, web ürünleri, reklam, vlog veya seyahat blog’u gibi uygulamalar için görüntü çekmek isteyin günümüzde artık tüm bu işler için dijital kameraları kullanıyoruz.

Dijital teknoloji sayesinde artık meraklı herkes film çekebiliyor. En iyi kamera tanımı da arananlara göre- en iyi görüntü yakalama, fiyat avantajı, taşınabilirlik vs – değişen bir kavram. Bir tüketicinin çok iyi bulduğu bir kamerayı bir diğeri beğenmeyebiliyor.

Tüm kriterleri göz önüne aldığımızda 2020’nin popüler kameraları’ nın seçimi için aşağıdaki gibi bir kategorizasyon yapmak mümkün olabilir.

  • Her tür Sinematografi için iyi sonuç verecek bir kamera (Ortalama Fiyat)
  • Profesyonel Sinematografi için en iyi kamera (Yüksek Fiyat)
  • Hem sinemada hem de fotoğrafçılıkta kullanılacak bir kamera.
  • Sinematik Vlogging için en iyi kamera.
  • Sinematografiye girişte kullanılabilecek en uygun fiyatlı kamera.

The Blackmagic Pocket Cinema Camera 4K – Her tür Sinematografi için iyi sonuç veren bir kamera.

Orta kalitedeki birçok konsumer camcorder’ larla aynı fiyat seviyesinde olmasına rağmen bu kamera film yapımcıları için iyi bir seçim. BPCC4 60fps (kare/saniye) ile 120 fps hızında çekimle 4096×2160 DCI 4K kalitede tam – HD etkileyici görüntüler verebiliyor. Tam açıklıkta (full frame) sensor’ ü olmamasına rağmen  sığ netlik derinliği yakalamak mümkün.

Bu kamera ile çalışırken ne yaptığınızı çok iyi bilmeniz gerekir çünkü otomatik değil manuel ayarlanan bir kamera. Mamafih çok basit tasarlanan menü sistemi ile rahat çalışılan bir kamera. Çalışma sistemi DSLR kameralara benziyor sadece daha büyük düğmeleri ve kontrol üniteleri var. Gimbal Sabitleyiciye monte edilecek kadar hafif ve taşıması kolay.

Canon EOS C200 – Pro Bağımsız film yapımcıları için en uygun kamera.

2020’nin popüler kameraları’ ndan biri de Canon EOS C200.

En yüksek fiyat seviyesinde olan bu kamera sıraladığımız diğer kameralara nazaran Sinematografik kalite açısından “en ciddi” kamera. C200, DSLR ve Mirrorless (Aynasız) kameralarla çalışmanın artık tatmin etmediği tecrübeli sinematografır’lar için uygun bir seçim. Ama Red veya Arri kamera spesifikasyonları ile çalışmayı seçen büyük bütçeli yapımlardan ziyade bağımsız filmcilerin bir tercihi olabileceğini de belirtmek gerekir.

Geliştirilmiş Dual Pixel Auto Focus (Çift Pikselli Otomatik Netlik) sistemi ile birlikte gelen yüksek çözümlemeli CMOS sensor (ışık yakalayıcı) ile donatılmış. Dokunmaya duyarlı LCD ekran ile çalışırken ve gimbal üzeine yerleştirilmiş kameraya tek elle netlik ayarı sağlamaya yarayan bir sistem.

Fakat bu kameranın Sinematografır’lar tarafından en fazla beğenilen özelliği 60fps de 4K çekerken RAW bilgiyi dahili olarak kaydedebilmesi. Canon’un yeni geliştirdiği ve adına “Cinema RAW Light” dediği sıkıştırılmış bir RAW codec sayesinde mümkün olan bir özellik.

Sony Alpha 7III – Bir arada hem Sinematografi, hem Fotoğrafi için kullanılabilecek en iyi kamera.

Sony a7III tek pakette hem video hem de fotoğraf çekebilme özelliği arayan filmciler için ideal kamera. Tam açıklıklı ve 24 megapiksel sensor’a sahip bir kamera. Çerçeve boyunca otomatik yüz tanıma özelliğine sahip yüksek çözünürlüklü LCD ve elektronik bakaç ile donatılmış.

 

Nikon D3300 – Sinematografiye giriş için en uygun fiyatlı kamera.

Nikon D3300 fiyatının iki misli fiyata satılan kameralar kadar iyi kalitede hem fotoğraf hem de video çekme özelliğine sahip bir DSLR kamera. Sensor’u küçük olduğu için düşük ışık değerlerinde yakaladığı görüntü kalitesi zayıf. Ayrıca 2020’den önce piyasaya sunulmuş bir kamera. Yine de eğer akıllı telefon veya kompakt kameralardan uzaklaşmak isteyen bir yeni film yapımcısı iseniz bu fiyata ideal çözüm olabilir. Değiştirebilir Nikon objektifler ve tam manuel kontrol kameranın özellikleri.

Panasonic Lumix GH5 – Sinematik Vlogging için en iyi kamera.

Panasonic Lumix GH5 orta seviyede bir bütçe ile elde edilebilecek yüksek kaliteli sinematografi için ideal kamera. Küçük ve hafif. 4K video çekiyor ve dokunmatik ekran ve yüksek tanımlamalı elektronik bakacı var. Gövde stabilizasyonu çok yüksek ve Gimbal kullanmadan da elde çalışabilirsiniz. Panasonic’in Cine-D renk sistemi ile renk ayarlama yapabilirsiniz.

Temelde bir video kamera olmasına rağmen çok güzel fotoğraflar da çekebiliyor. Ayrıca çektiği video görüntülerden 18 megapixel fotoğraf kareleri de çıkarabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Oyunculukta Konsantrasyon

Oyunculukta Konsantrasyon

Duygu ve düşüncelerin belli bir nokta üzerinde yoğunlaşması olayına KONSANTRASYON denir. Oyuncu metnin konusuna ve rolüne konsantre olmalıdır.

Oyuncunun işlevi sırasında konsantre olması, dış dünyasının nesne ve olaylarından soyutlanarak tüm dikkatini mekân, dekor, ışık, müzik ve izleyene odaklaması ile mümkün olur.

Mekân, ya da sahne üzerindeki nesnelere bakarken onları görmek gerekir. Gerçekten görür ve hissederse izleyenler oyuncunun rolüne o derece inanır. Oyuncu Konsantrasyonu içinde asla doğallığından ayrılmamalıdır.

Oyunculukta Konsantrasyonu sağlamak için oyuncunun bakmak eylemini gerçekleştirmesi, bakmayı öğrenmesi ve bakışların çeşitliliğini bilmesi gerekir. Gözler izleyici ile çok etkili diyalog kurar. Dolayısıyla konsantre olmamızı sağlayan en önemli organımızdır gözümüz.

Göz dikkat unsurunun da en etkili organıdır.

Dikkat toplama konusunda oyuncuya en yakın alan Küçük Dikkat Çemberi diye vasıflandırılır.

Biraz daha geniş alan Orta Dikkat Çemberi’dir.

Tiyatroda tüm sahneyi ve salonu kaplayan alan, sinemada ise mekân ve objektifin geniş sanal alanı, Büyük Dikkat Çemberi olarak vasıflandırılır.

Dikkat çemberleri oyuncuyu zorlayan sanal çemberlerdir.

Dikkat unsurunun kesinlikle dağılmaması gerekir. Bunun için nesnelerle ilişkiyi kurup kendisine en yakın alanı kullanarak rolüne yoğunlaşması gerekir. Daha sonrasında oyuncu, alanını genişleterek dikkatinin dağılmamasını sağlayabilir.

Oyunculukta konsantrasyon sağlamak için oyuncunun rol hazırlık çalışmaları için uygulayacağı yöntemler vardır.

Oyunculukta Konsantrasyon’ u kolaylaştıran araçlar; Birimler ve Amaçlar

Stanislawski’nin yönteminde, oyuncunun çalışmasına kolaylık kazandırmak adına oyun metninin analizi yapılarak çözümlenir. Oyun metninin (Teks) ya da senaryonun birimleri ve bu birimlerin amaçlarını saptamak için  yüzlerce soru sorulmalı ve bu sorulara cevap aranmalıdır.

Önce, “oyunun ya da senaryonun birimleri” ele alınmalı, tüm ayrıntıları, gözden geçirilmelidir. Asıl amaç, rolün oluşmasında oyuncuya rolünde yardımcı olacakların ve olmayacakların belirlenmesidir.

Bir oyuncunun rolünü ortaya çıkarmasına yardımcı olacak tüm ayrıntılara “Oyunun Birimi” denir.

Buna göre oyuncu, oyunun ya da senaryonun bütünlüğü içinde metni birimlerine ayıracak, o amaçlara uygun oynama biçimini belirleyecek, oyunun genel amacıyla bütünleşerek rolün canlandırılmasını sağlayacaktır.

Yazar da metnini oluştururken, bir amaç ile yola çıkar.

Birimler ve her birimin taşıdığı amaçlar metnin (oyun ya da senaryo) genel amacını ortaya çıkarır.

 

 

 

 

 

 

 

RSS
Follow by Email